DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi'nin Tavşanlı Tarla Günü'nde yaptığı konuşma

"Mütevazi bir törendeyiz burada. Kendimizi hiç abartmadan, kendi gerçekliğimiz içerisinde yapılan büyük işin mütevazi bir projesini Türkiye ile paylaşmak istedik. Köylümüzle paylaşmak istedik, basın aracılığıyla tüm halkımızla paylaşmak istedik. Bu proje basıt bir proje değildir. Bu proje gerçekten geleceğimize ışık tutacak, daha önce Atatürk'ün başlattığı, terkettirilen bir projenin yeniden başlangıcıdır. Bu projenin ayrı bir kapsamı, köylülerimiz açısından, geleceğimiz açısından ayrı bir başlangıcı vardır.

Peki sendikanın, bizim buradaki rolümüz ne? Niye bu kadar heyecan duyarak bu işin içinde yer alıyoruz ve rolümüz ne? Değerli basın mensupları, klasik anlamda biz 2 yılda bir sözleşme yapan anlayışı savunmuyoruz. Klasik anlamda 2 yılda toplu iş sözleşme yapan, iyi zamlar aldıkla övünen bir noktada değiliz. Geçmişte de, 80 öncesi de toplumun tüm sorunlarına çözüm üreten bir anlayışı savunduk. Antalya'da bir pamuk üreticisinin, Karadeniz'deki fındık üreticisinin, Ege'deki zeytin üreticisinin sorunlarına geçmişte de eğildik bugünde eğiliyoruz.

Klasik anlamda sendikacılık yapmıyoruz. Klasik anlamda ki sendikacılık 2 yılda bir sözleşme bağıtlamaksa biz bu devri geçtik. 2000'li yıllara işçi sınıfını DİSK taşıyacaktır, emekçi sınıfı köylüleri buluşturacaktır yaklaşımının altındaki mimarımız işte burada başlıyor. 2000'li yıllara eğer işçi sınıfını taşıyacaksak, emekçi sınıfı, köylüyü halkı buluşturacaksak o zaman onun gereğini yapmamız lazım. Burada bu anlamdaki mütevazı bir projenin sunulması bundandır.

Peki yalnız burada mı yapıyoruz, hayır. Şimdi Türkiye'nin geçen belki izlediniz gene ilk örneklerinden bir tanesi Tekstil-İş sendikası tarafından gerçekleştirildi. Türkiye'de ilk defa meslek lisesi, DİSK/Tekstil Meslek Lisesi 3 yıldan beri eğitim yapıyor 2. mezunlarını verdi. Yani okulla ilgili gerçekleştirdiği meslek eğitimi projesi bir sonucuna geldi.

Peki iktidar ne yapıyor? Daha önce gelen iktidarlar, iktidara gelmeden önce topluma vaatlerde bulunuyor. Toplumun sorunlarının çözümü konusunda bizim her zaman duyduğumuz klasik vaatleri biz aldık ve oylarımızı verdik iktidara getirdik. Ne dediler işsizliği çözeceğiz, yoksulluğu çözeceğiz. Yoksulluk ve işsizlik bizim sorunumuz olarak önümüzde durmayacak bunları aşacağız. Bunlar güzel söylemler, güzel sunumlar ve bu sunumlara göre de oyları aldılar. İyi de ama işsizlik önlendi mi? Gerçekten yoksulluk çözüldü mü? Bu pembe vaatler gerçekleşiyor mu yoksa başka şeyler mi var?

Gerçekleşmiyor değerli arkadaşlarım. Ben buraya politik nutuk atmaya gelmedim. Bazı şeyleri ama paylaşma gereğimiz de var. Vaatler veriliyor, vaatlerin içi boş olduğunu biliyor muyduk ve toplum gene kaderiyle başbaşa kalıyor.

Tavşanlı ve köylerine yönelik bugüne kadar ki iktidarların vaatleri ortada. Burada başlangıçta ifade edildi, burada istihdam edilecek olanlar, buradaki köylüler olması gerekirken köylü istihdam edilmiyor. Bu konuda yasal düzenlemesi yapılıyor, yasaya rağmen, yasaya hile karıştırılarak başka bölgelerden insanlar buraya getiriliyor. Kayıt dışı ekonominin yaygınlaştırıldığı bir süreç başlatıldı.

Şimdi o nedenle bu klasik söylemlerden kaçınan gerçekten de bize heyecan veren bir proje olduğu için biz buraya geldik. İstanbul'dan gelen basın mensupları bunu görerek buraya geldiler. Bu heyecanı duyarak geldiler çünkü bu bölgede kullanılmayacak olan tarım alanlarının kullanılmaya dönüştürülmesi projesidir bu proje. Bunun için önemlidir.

Biz hep şunu söyleriz; işsizlik derken, yoksulluk derken bunun çözümü üretim olmadan olabilir mi? Üretimin olmadığı, sanayileşmenin yapılmadığı hiçbir ülkenin geliştiği görüldü mü? Demokrasinin o ülkelerde olduğunu görebildi mi? Onun için bu apayrı bir organizasyon. Bu gerçekten kooperatifiyle gelişen bir başka bir örgütlenme modeli. Bir güzel buluşma... İnsanlar ayrım yapmadan bu bölgede bu tarla benim, bu alan benim demeden bütün tarlasını birleştirerek, arazisini birleştirerek ortak bir üretim çıkarıyor. Bu ortak üretimi ortak değerlendirerek bu pazarlama aşamasına geliyor. Bu hem işsizliğin bu noktada sona erdirilmesine ciddi bir katkı sağlıyor, hem yoksulluğun bu süreçte yok edilmesine büyük katkı sağlıyor, hem bir sosyal yara bu şekilde kapanmış oluyor. Bir devir kapanmış oluyor. Yeni bir çağdaş bir üretim modeli, bilimsel bir üretim modeli devreye giriyor. Bundan daha güzel birşey olabilir mi. Bu anlamda bütün arkadaşlara teşekkür ediyorum.

Bu proje bizim onurumuz Dev.Maden-Sen'i bu anlamda kutluyorum. Gerçekten onurlu bir proje yürütüyorlar ve bütün mesailerini buraya harcamışlar. DİSK'e bağlı sendikalar bu anlamda proje üretiyorlar. Biraz önce söylediğim meslek lisesi projesi gibi. Biraz önce söylediğim gibi buralardan başlayarak diğer bölgelere yönelecek projelerle artık alternatif projeler üreten, klasik anlamda yalnız eleştiri getirmeyen eleştirilerin yanında çözüm de üreten bir sendikal anlayışla başbaşa işte bunu sağlayacaksınız.

Şimdi bu noktada sizinle paylaşmak istediğim şunlar değerli arkadaşlar. Burda yalnız nutuk çekip burayı geçiştirmek gibi bir yaklaşımımız yok. Zaten projenin ciddiyeti de bunu ortaya koyuyor, eğitimiyle ve uygulamasıyla. Şimdi bu yeni sürecin bize düşen yanı var. Burada size şu sözü veriyorum hem ulusal hem uluslar arası düzeye bu projenin taşınması konusunda bana düşecek tüm görevi organize etme konusunda açıklıkla ifade ediyor. İkinci bir sözüm artık bu terk edilmiş alanların halkımıza kazandırılması konusunda mücadelede sizinle el ele her türlü mücadeleyi vereceğimi bilmenizi isterim.

Biraz önce bir amcayla konuştuk, yan yana oturdum. Diyor ki benim oğlum İnegöl'de işçi olmasına rağmen geçinemiyor, elektriğini, suyunu, kirasını veremiyor. Ben emekliyim ve her ay 80 milyon lira oğluma para gönderiyorum. İşte Türkiye'nin getirildiği nokta burada. Türkiye'nin fotoğrafı asgari ücretle insanların perişan edildiği, süründürüldüğü bir Türkiye ortamı.

Bu nedenle işimiz böyle basit değil. İşimiz öyle klasik söylemlerle geçiştirilecek noktada değil. Hele hele Eylül ayında bütün bacılarımızın da içinde yer alacağı diğer alanlardaki projeyi duyunca daha da heyecanlandım. Çünkü gerçekten üretmek zorundayız değerli arkadaşlarım, üretmeden verimli olmadan hele hele kaliteli üretim yapmadan hiçbir noktaya kendimizi taşıyamayacağımızı gördük.

Elbette daha önce buralarda üretim yapılıyordu. Çabayla, büyük gayretle bu alanlarda üretim yapılıyordu ama bilimsel yapılan üretimin bu organik tarımın bizi nereye taşıdığını hep beraber görmüş bulunuyoruz. Artık çağ organik çağa doğru gidiyor. Biraz önce açıkladılar Hollanda, İngiltere, Amerika kendi ürettikleri kimyasal ürünleri başka ülkelere satıyorlar, kendi halkını ise başka ülkelerde üretilen organik tarım ürünlerine yönlendiriyorlar. Çünkü burada işte doğalı en güzel yanı burada başlıyor. Biz bunu hak ediyoruz, oysa hak ettiğimizin karşılığında bir noktada değiliz Biz bundan daha iyi gelir elde edelim, bunu dışarı verelim, kendi yaşamımızı daha iyi sağlayalım diye bir kaygı içindeyiz. Oysa olması gereken bizim bu hak edilen bu emek verilen organik tarımda elde ettiğimiz ürünleri kendimizin kullanmasıdır. Umuyorum oraya doğru bu köy halkı gidecektir.

Güzel bir başlangıç, bu başlangıcın hem sendikal harekete bir örnek teşkil etmesini, burada yalnız bir DİSK'in başkanı olarak değil sendikal hareketin, sivil toplum örgütlerinin artık bu projelere katkı vermesi gerektiğine inanıyorum. Hükümetlerin başaramadığı projelere artık sivil toplum örgütlerinin, sendikal hareketin artık damga vurması gerektiğini ifade etmek istiyorum ve biz bu sürece katkı vereceğiz. Onun için bu kürsüde, bu ağacın altında verdiğimiz vaatler kısa vadeli vaatler değil. Sizin sorunlarınızı, bizim sorunlarımız olarak göreceğiz burada istihdamın yaratılması, burada işsizliğin önlenmesi, bu ve benzeri projelerin bütün sürece katkı vermesi açısından biz her türlü desteği ulusal alanda da uluslararası alanda da vereceğiz. Bu konuda maddi anlamda bize bir görev düşüyorsa, bu projeye maddi katkı onu da burada sunacağımı ifade ediyorum.

Şunu açıklıkla size söyleyim. Bu heyecanı bize vermeseydiniz bu zevki biz burda yaşamış olmazdık ve gereğini yapmazdık. Çünkü, başı işin asıl unsurları sizlersiniz değerli arkadaşlarım. Esas başarıyı köylü arkadaşlarıma bir büyük heyecanla gerçekleştirdiklerini arkadaşlarımız söylediler. Başta muhtarımız olmak üzere bu konuda bu sürece katkı veren bütün arkadaşlarımıza, Sendikamıza, Tarım İlçe Müdürlüğümüze, İl Müdürlüğümüze, Bakanlığa ve bugüne kadar eksik olan ama bundan sonrada giderilmesine katkı alacağımız çalışmaları hep beraber üreteceğiz.

Artık Tavşanlı'nın bu bölgesinde başlattığımız bu projeyi hem Tavşanlı'ya, hem Kütahya'ya hem Türkiye'ye yaygınlaştırmak artık bize düşen bir sorumluluk olduğunu burada ifade etmek isterim. Yalnız 2 yılda bir toplu sözleşme yapan sendikal model değil Türkiye'nin gündemini yakalayan projelendiren, alternatif projeler sunan, bir sendikal anlayışı yalnız bu bölgede değil tüm Türkiye'de uluslararası platformlara taşımak istiyorum.

Bu duyarlılık içinde tüm basın mensuplarına huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorum. Bu projenin Türkiye'ye duyurulması sürecine katkı vermelerini hepinizden diliyorum, istiyorum. Bu vesileyle hepinizi bir kez daha saygıyla sevgiyle selamlıyorum."

SAYFA BAŞINA DÖN

Dev.Maden-Sen Yayın Kurulu tarafından tasarlanmıştır,
Site içeriği kaynak gösterilmek kaydıyla kullanılabilir.