1 Ekim 2009: SAĞLIK HAKTIR SATILAMAZ VE İNSAN SAĞLIĞIYLA PAZARLIK YAPILAMAZ!
demokrasi güçleri egemenlerin sağlıkta uydurduğu yalanları eylemlerle teşhir etti
Siyasal iktidarın halka hizmet vermek amacıyla kurulmuş kamudaki sağlık kurumlarını ticarethane, sağlık çalışanlarını köle, hastaları ise müşteri gibi değerlendiren yaklaşımlarına karşı tepkiler yükseliyor. Bugün yürürlüğe giren, "Tedavi Katılım Payının Uygulanması Hakkında Tebliğ"le, yeşil kartlılar da dahil tüm hastalardan katkı payı alınacak. Hükümetin sağlık alanına ilişkin halk düşmanı politikalarına karşı 30 Eylülde Ankara'da başlayan protesto eylemleri 1 Ekimde de sürdü.
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası'nın (SSGSS) uygulamasının ardından geçen bir yılda yaşanan olumsuzlukları teşhir etmek ve yasanın geri çekilmesi talebiyle gerçekleşen eylemler; TTB / Ankara Tabip Odası, KESK / SES Ankara Şubesi ve DİSK / Dev. Sağlık-İş Ankara Bölge Temsilciliğince ortak düzenlendi. Eyleme Ankara Demokrasi Güçleri de katılarak katkı sundu.
Dün Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi bahçesinde başlayan ve bu gün biten nöbet eyleminin ardından, saat: 12:15'te Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi bahçesinde buluşuldu. En önde, "SAĞLIKTA YIKIMI DURDURACAĞIZ" pankartı, onun devamında, "HERKESE EŞİT NİTELİKLİ ULAŞILABİLİR PARASIZ SAĞLIK" pankartının ardında oluşturulan kortejle Abdi İpekçi Parkına yüründü. Herkese sağlık ve güvenli bir geleceği içeren dövizlerin taşınıp sloganların atıldığı yürüyüş 30 dakika kadar sürdü.
Abdi İpekçi Parkında toplanan kitleye ilk seslenen, ortak basın açıklamasını okuyan -ortak basın açıklaması metni aşağıda- SES Genel Sekreteri Kemal YILMAZ oldu. Kemal YILMAZ'dan sonra TTB adına Genel Sekreter Eriş BİLALOĞLU konuştu. Yaptığı kısa konuşmada, sağlıktaki yıkım politikalarının gerçek sahiplerinin IMF ve Dünya Bankası olduğunu belirterek, "bir yıllık uygulamada görüldüğü gibi muayene ücretleri artmış, muayene ücreti yatan hastaları kapsar şekilde genişletilmiştir. Hasta yurttaşlar ilaca daha fazla para ödemek zorunda bırakılmıştır. 18 yaş altı çocuk uygulaması şarta bağlanmıştır" dedi. Bu yıkımın her yıl artarak devam edeceğine dikkat çeken BİLALOĞLU, AKP, IMF ve Dünya Bankasının sağlığa zararlı olduğunu, başka bir sağlık sisteminin mümkün olduğunu ve bunun tek güvencesinin burada toplananlar olduğunu söyledi. Yaşanan sorunların daha fazla artarak süreceğine dikkat çeken BİLALOĞLU, "Sağlıkta tasarrufa karşı çıkmak, GSS'ye, IMF ve Dünya Bankasına karşı çıkmak demektir" diyerek sözlerini noktaladı.
Son konuşmacı DİSK Genel Başkan Yardımcısı Ali CANCI oldu. CANCI yaptığı konuşmada, SSGSS üzerine yapılan konuşmalara katıldığını belirterek IMF ve Dünya Bankasını eleştirdi. Sağlık ve sosyal güvenlik alanında yaratılan yıkıma karşı burada olduklarını, krizin milyonlarca emekçiyi etkilediğini, işçileri işsiz, güvencesiz ve sağlıksız bıraktığını belirtti. KENT A.Ş işçilerinin Ankara yürüyüşüne de değinen CANCI, ulusal basının bunu görmezden geldiğini ve kamuoyuna yansıtmadığını ifade etti. Tüm demokrasi güçlerinin işten atılan işçilerin onurlu yürüyüşüne sahip çıkarak, Ankara'ya girişlerinde onları güçlü bir dayanışmayla karşılayacağını söyledi.
SSGSS'nin birinci yılını vesilesiyle düzenlenen eylem, "SAĞLIK HAKTIR SATILAMAZ - ÜCRETSİZ SAĞLIK GÜVENLİ GELECEK" sloganlarıyla, saat: 13:30 civarında son buldu.
Ortak basın açıklaması metni:
GSS'nin 1. yılı tükendi; sağlık çalışanlarının ve vatandaşın da sabrı?
"Sağlık güvencesi olmayan hiçbir vatandaş kalmayacak... Prim ödeyebilenden prim alınacak, ödeyemeyenin primini devlet ödeyecek... Tüm sağlık harcamaları kapsamda olacak... Sigortalılara, mevcut olanların dışında ek bir yük getirilmeyecek... 18 yaşın altındaki çocuklar sağlık yardımlarından koşulsuz olarak yararlanacak..."
1 Ekim 2008'de, Genel Sağlık Sigortası (GSS) yürürlüğe girerken verilen vaatler böyleydi.
Peki verilen sözler tutuldu, vaatler yerine getirildi mi? Yoksa tam tersi mi oldu?
GSS başlar başlamaz;
muayene ücretleri yüzde 650 artırıldı,
hastaneye yatan, ameliyat olan hastalara da katılım payı zorunluluğu getirildi,
ilaçta devletin ödediği pay düşürülüp hastaların ödediği pay yükseltildi,
özel hastanelere giden sigortalılar büyük paralar ödemek zorunda bırakıldı,
milyonlarca yurttaş hâlâ hiçbir sağlık güvencesine sahip değil,
kriz nedeniyle işsiz kalan yüz binlerce emekçi ve ailesi sağlık güvencesini de kaybetti,
annesi ya da babası GSS primi ödeyemeyen 18 yaşın altındaki çocuklar için kısıtlamalar getirildi.
Bütün bunlar "her derde deva" diye sunulan GSS henüz ilk yılını doldurmadan oldu. Üstelik daha şimdiden "sağlık harcamaları çok arttı, yeni önlemler almak zorundayız" demeye başladılar bile.
"Yeni önlemler" dedikleri de belli; yeni katkı/katılım payları, yeni cepten harcama mecburiyetleri, yeni ilave ücretler, yeni malî külfetler! Kısacası, hastaların cebinden çıkacak yeni paralar.
Peki, bu GSS'den kazançlı çıkan kim?
Çok uluslu ilaç tekelleri, tıbbi cihaz-teknoloji üreticileri, özel hastane patronları.
Hepimiz biliyoruz, "yüce rabbim Cleveland dedi" diyenler için değil GSS.
GSS vatandaşa ikinci bir vergi, yetmeyip katkı-katılım payı.. özcesi sağlık gerekçesi ile "her yolla" vatandaşın sırtına yüklenmektir.
Zaten, GSS'nin bütün hikâyesi de bundan ibaret değil mi?
Elbette değil. GSS aynı zamanda eczacısından hemşiresine, taşeron işçisinden teknisyenine, hekimine, bütün sağlık çalışanlarının daha kötü koşullarda çalışmasına yol açan Sağlıkta Dönüşüm Programının da bir parçası, tamamlayanıdır.
GSSnin 1. yılında hem finansal kriz hem de yönetememe krizi ayan beyan ortaya çıkmıştır.
İktidarın sağlık çalışanlarına, onların temsilcisi örgütlerine rağmen "ben yaptım, oldu" anlayışıyla yaklaşımının faydası yoktur. GSSnin 1. yılının gerçekçi bir değerlendirme için fırsat olarak değerlendirileceğini ummak istiyoruz. Sağlık çalışanlarını ve vatandaşın sağlığını piyasaya terk eden yoldan dönülmesi için GSSnin 1. yılında
Hükümeti bir kez daha hep birlikte uyarıyoruz:
Vatandaşın cebinden, sağlıkçının emeğinden elini çek!
Dev.Maden-Sen Yayın Kurulu tarafından tasarlanmıştır,
Site içeriği kaynak gösterilmek kaydıyla kullanılabilir.