17 Ekim 2009: KARŞIYAKA BELEDİYESİ'NDEN ATILAN VE ANKARA'YA YÜRÜYEN İŞÇİLER, İŞE GERİ DÖNME MÜCADELESİNİ ARTIK ANKARA'DA SÜRDÜRECEK!

KARŞIYAKA BELEDİYESİ'NDEN ATILAN VE ANKARA'YA YÜRÜYEN İŞÇİLER, İŞE GERİ DÖNME MÜCADELESİNİ ARTIK ANKARA'DA SÜRDÜRECEK!

17 Ekim 2009

Ankarada eylem

Ankara'ya ulaşan KENT A.Ş işçilerinin mücadele süreci yeni bir evreye girdi;

Bayraklı Belediyesi adıyla yeni bir belediyenin bünyesinden çıkmasıyla birlikte yüzde 43 daralmanın olduğunu ileri sürerek 276 işçiyi 30 Nisan'da işten atan, işçilerin yaptıkları işi açtığı ihaleyle 4 ayrı taşeron şirkete paylaştıran CHP'li Karşıyaka Belediyesi'nin emek düşmanı tutumu sürüyor. 16 Eylül'de Ankara yollarına düşen, dün akşam Ankara'ya girerek Genel-İş tesislerinde yatarak dinlenen ve bugün Ankara Tren Garı önünden Abdi İpekçi Parkına yürüyen işçilerin kararlılığı ise ilk günkü coşkuyla devam ediyor. Ankara Demokrasi güçlerinin dayanışması işçilerin yüzünü güldürdü, işçiler açısından Ankara'da yeni bir süreç başladı.

Yaklaşık 650 km yol yürüyen Kent A.Ş işçileri sadece işlerine dönmek için yürümedi. Aynı zamanda siyasal iktidarın yarattığı sosyal yıkımlara, ekonomik krize ve işçilerin çalışma ile yaşam koşullarını olumsuz yönde etkileyen yasal düzenlemeler ile uygulamalara karşı da tepkilerini gösterdi. Kent A.Ş işçileri bu yürüyüşleriyle belediye hizmetlerinde taşeron şirketlerde çalışan tüm işçilerin sesi soluğu oldular.

Kent A.Ş işçileri ve Ankara Demokrasi Güçleri 17 Ekim Cumartesi günü, saat 10:00'dan itibaren Tren Garı önünde buluşmaya başladı. Saat 11:00 olduğunda ise Gar önü dolmaya başlamıştı. Garda toplanan işçiler önce birlikte marşlar söylediler ve saat 11:30'da Abdi İpekçi Parkına doğru başladılar. Talatpaşa Bulvarından devam eden yürüyüş 65 dakika sürdü. Opera köprüsü üzerinden Atatürk Bulvarına geçildiğinde Ankara Radyoevinin önündeki geniş kaldırımdan Sıhhiyeye ulaşıldı. Tren köprüsü altından Abdi İpekçi Parkına geçen yürüyüşçüler burada Genel-İş ses aracının karşısında yerlerini almaya başladılar. 2911 sayılı yürüyüş ve gösteri yasasını kapsayan yürüyüş fiili olarak gerçekleşti ve daha önce yazılı başvuruda bulunulmadı, Tertip Komitesi oluşturulmadı. Üstelik yol boyunca her hangi bir arama noktasından geçilmeden parka girildi.

"KENT A.Ş İŞÇİSİ YALNIZ DEĞİLDİR" "DİRENE DİRENE KAZANACAĞIZ" "ZAFER DİRENEN EMEKÇİNİN OLACAK" "YAŞASIN SINIF DAYANIŞMASI" "İNADINA SENDİKA İNADINA DİSK" "ATILAN İŞÇİLER GERİ ALINSIN" "İŞTEN ATILMALAR YASAKLANSIN" "KENT A.Ş İŞÇİSİ DİRENİŞİN SİMGESİ" "İŞÇİYİZ HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ" "SUSKUN TOPLUM İSTEMİYORUZ" "İŞÇİLERİN BİRLİĞİ SERMAYEYİ YENECEK" "YAŞASIN ANKARA YÜRÜYÜŞÜMÜZ - KENT A.Ş İŞÇİSİ DEMOKRASİ BEKÇİSİ" sloganları yürüyüş boyunca dalga dalga tüm yürüyüş kortejine yayıldı. DİSK Yönetim Kurulu Üyeleriyle DİSK üyesi sendikaların yöneticilerinin de katıldığı yürüyüşte, Genel-İş Sendikasının İstanbul, Trakya ve İzmir'den üyelerinin de katıldığı yürüyüşe Ankara Demokrasi Güçleri de katılarak dayanışmalarını sundular. Ayrıca KESK Yönetim Kurulu üyeleriyle kimi KESK'e bağlı sendikaların merkez yöneticilerinin de öndeki protokol kortejinde yürüdüğü görüldü.

Abdi İpekçi Parkında işçilere ve dayanışmacılara seslenen -konuşma metni aşağıdadır- Genel-İş Genel Başkanı Erol EKİCİ, CHP'li Karşıyaka Belediyesinin 276 işçiyi işten attığı tarihte 4 taşeron şirketle sözleşme imzalayarak 550 işçiyi işe aldığını söyleyerek anlatılan gerekçenin doğru olmadığını kendi icraatlarıyla gösterdiler dedi.

İşçilerin kazanılmış haklarının gasp edildiğini, güvencesiz ve geleceksiz bırakıldığını belirten EKİCİ, işe geri dönmenin dışında bir taleplerinin olmadığını söyleyerek, bu konuda sonuna kadar mücadelelerinin süreceğini söyledi.

Genel-İş Sendikası Genel Başkanından sonra söz alan DİSK Genel Sekreteri Tayfun GÖRGÜN'ün, Konfederasyon Genel Başkanı Süleyman ÇELEBİ'nin Kent A.Ş işçilerine gönderdiği selamı ileterek başladığı konuşması -konuşma metni aşağıda- işçilerin, "HEPİMİZ SÜLEYMAN ÇELEBİYİZ" sloganıyla devam etti.

Saat 11:30'da Ankara Tren Garı önünde başlayan eylem, Abdi İpekçi Parkında saat 13:26'da son buldu. Konuşmaların sonunda halaylar çekildi.

Ankara'ya yürüyen Kent A.Ş işçileri ve temsilcileri bugün Ankara?da CHP Genel başkanıyla görüşmeyi düşünüyorlardı ve günler öncesinden bir randevu talebinde bulunmuşlardı. Ancak BAYKAL'ın kent dışında olması nedeniyle beklenen görüşme gerçekleşmedi. Kent A.Ş'den atılan 52 işçi İzmir'e dönmedi, Abdi İpekçi Parkında çadır kurarak direnişlerini burada sürdürme kararı aldı. Saat 19:15'te görüştüğümüz işçiler, Görüşmek için bekleyeceklerini ve somut bir çözüm olmadan Ankara'dan ayrılmayacaklarını ifade ettiler.

Bir yanda İzmir Örnekköy şantiyesinde adaletsiz sonuca karşı mücadele sürerken, diğer yanda Abdi İpekçi Parkında başlayan yeni bir süreç var Kent A.Ş işçilerinin önünde.

Yolların uzunluğuna, mevsimin sıcak ya da soğukluğuna aldırmayan işçiler, bugün ayaklarında oluşan nasırlara bile aldırmadan Örnekköy şantiyesindeki çocuklarının özlemiyle "mücadeleye devam" diyorlar. Ankara Demokrasi Güçleri bu onurlu mücadelede işçileri yalnız bırakmayacaktır.

Genel-İş Genel Başkanı Erol EKİCİ'nin konuşma metni:

İZMİR-ANKARA YÜRÜYÜŞÜMÜZ BİTTİ! MÜCADELEMİZ DEVAM EDİYOR!

Değerli dostlar, mücadele arkadaşlarım, değerli basın emekçileri!
İzmir Karşıyaka Belediyesi'ne bağlı KENT AŞ'de işten atılan üyelerimiz yaklaşık 5,5 aydır işlerine dönme mücadelesi veriyorlar.

Bu haklı ve meşru, bir o kadar da çetin geçen mücadeleye karşın sorumlu Belediye yönetimi işçilerin iş ve ekmek mücadelesini görmezden gelmeye devam ediyor; Onlara işlerini ve haklarını geri vereceğine olur olmaz ve dayanaksız iddialarla işçilerin eylemlerini gözden düşürmeye, Sendikamızı kamuoyu gözünde karalamaya çabalıyor.

KENT AŞ'de işçileri işten atan Belediye yönetimi işçilere çıkış verdiği gün taşeron şirketlerle sözleşmeler imzaladı. Üyelerimiz 30 Nisan günü işten çıkarıldı aynı gün taşeron şirketlerle imzalanan sözleşmelerle çöp ve temizlik; park bahçe ve yol bakım hizmetleri için 550 işçi çalıştırılmaya başlandı.

İşten çıkarmaların yarattığı tepkilere karşı Belediye Başkanı, medyaya yaptığı açıklamalarda işten çıkarılan işçilerin yerine işçi alınmadığını, aksinin ispat edilmesi durumunda istifa edeceğini beyan etmiştir. Haksızlara özgü öfke ile basit yalanların arkasına sığınmaya çalışan Belediye Başkanı, bu söylemiyle taşeronlaştırma gerçeğini gözlerden saklamaya çalışmaktadır.

Bir belediye şirketi olan KENT AŞ eliyle yapılan hizmetler şimdi taşeron şirketler eliyle ve çok daha fazla sayıda işçi çalıştırılarak yürütülmektedir. İşçiler taşeronlaştırma politikasına kurban edilmişlerdir. Yalın gerçek budur.

İşçilerin işten atıldığı günden beri ısrarla işten atılmaların Karşıyaka Belediye Başkanının ifade ettiği gibi Karşıyaka Belediyesinin bölünmesi ve küçülmesi ile ilgisinin olmadığını söyledik. Temel neden Karşıyaka Belediye Başkanının taşeronlaştırmacı belediyecilik yaklaşımıdır. Taşeronlaştırmacı belediyecilik, kamu hizmetlerinin piyasaya devredilmesi, belediye hizmetlerinde ucuz, güvencesiz işgücü istihdamıdır; taşeronlaştırmacı belediyecilik işçilerin sendikasızlaştırılması demektir.

Değerli Dostlar,
İşten atılan işçilerimizin tek isteği işlerine geri dönmektir. Yürüyüşümüzün temel hedefi de budur. Bu yürüyüşümüz ile biz aynı zamanda Karşıyaka Belediye Başkanı tarafından yaratılan bilgi kirliliğini de ortadan kaldırdık. Belediye Başkanının işten atmaları haklı göstermek için ürettiği bahaneleri, içine düştüğü durumdan kurtulmak için başvurduğu gerçekleri çarpıtma çabalarını belgelerle boşa çıkarttık, çürüttük.

Değerli mücadele arkadaşlarım,
Aylardır süren bu mücadeleyi halen görmezden gelen, işe geri dönme talebini halen duymazdan gelen Karşıyaka Belediye yönetimine karşı 16 Eylül günü İZMİR'den başlattığımız yürüyüşümüzü bugün ANKARA'da tamamlamış oluyoruz!

Tıpkı 1966'da Çorum'dan Ankara'ya; 1967'de Manisa'dan Ankara'ya, 1994'te Adana'dan Ankara'ya yürüdüğümüz gibi şimdi de İzmir'den Ankara'ya yürüdük.

Bizleri o tarihlerde yürümek zorunda bırakanları bugün kimse hatırlamıyor ama yürüyen işçilerin mücadelesi işçi sınıfının hafızasına ve mücadele geleneğine kazınmış durumda; silmeye kimsenin gücü yetmiyor?

Bizleri o tarihlerde yürümek zorunda bırakanların alınlarında "emekçi düşmanı" yaftası asılı. İzmir-Ankara Yürüyüşü ile bu işin sorumlularının alınlarına yine bu yaftayı astık. Biz onurlu bir mücadele geleneğini sürdürüyoruz, Onlar emekçilere karşı on yıllardır sürdürülen politikaların geleneğini devam ettiriyorlar. Biz işçi sınıfının mücadele yolundan gideceğiz, Onlar kendi sınıflarının, taşeronların, müteahhitlerin yolundan gidiyorlar!

Değerli dostlar, mücadele arkadaşlarım, değerli basın emekçileri!
Yürüyüşe başladığımız gün, KENT A.Ş işçilerinin sadece işlerine geri dönmek için değil ekonomik krizin faturası işten atılarak ödeyen tüm işçiler adına yürüyeceklerini ilan ettik.

Yıllardır bitmek bilmeyen son 1 yılda giderek ağırlaşan ekonomik krizin başlıca mağduru işçi sınıfı olmuştur. İşçiler en başta işlerini kaybetmeye başladılar. Çalışacak işi olan şanslı işçiler ise ücretlerinin gerilemesi, refah kaybı, sosyal haklarının budanması ile yüz yüze kaldılar.

Krizin kendisini iyice hissettirdiği günlerden bugüne neredeyse 2 yıla yakın zaman geçti. Kriz nedeniyle ya da kriz bahane edilerek işten çıkarılan işçilerin sayısı 2 milyonu aştı. Kriz işverenler için fırsata dönüştürülürken işçi sınıfı krizin mağduru haline geldi.

Kent AŞ işçileri, toplumsal depreme dönüşen işsizlik felaketine karşı yürüdüler!

Bugün ülkemizde 6.5 milyon işsiz vardır. Hükümet işsizliğe karşı çözüm üretemez durumdadır. Ekonomik çöküntüde Hükümet, ilk yardımı öncelikle sermaye kesimine yapmıştır. İşçi sınıfı lehine, işsizler lehine üretilen herhangi bir politika yoktur.

Kent AŞ işçileri, Hükümetin belediye istihdamında işçiler aleyhine yaptığı düzenlemelere karşı yürüdüler!

AKP Hükümeti, işbaşına geldiği günden bu yana yerel yönetimlerde reform sözünü dilinden düşürmedi. Ancak bugüne kadar yapılan yasal değişikliklerde belediye hizmetlerinde çalışan işçi ve memurların çalışma koşulları, ücretleri, sosyal hakları ve iş güvencelerinde sürekli gerileme yaşandı. Belediyelerde çalışan sayısı norm kadro uygulaması ile sınırlandırıldı; memurların sayısı azaltılarak sözleşmeli personel uygulaması genişletildi; belediyelerde özelleştirme, taşeronlaştırma ve hizmet satın alma zorunluluk haline getirildi.

Taşeron uygulaması tüm hizmetleri kapsayacak biçimde genişletildi; taşeron şirketlerde işçiler düşük ücretlerle, iş güvencesiz, sosyal güvencesiz çalışmak zorunda bırakılmaktadır. Belediye hizmetlerinde vahşi bir sömürü düzeni geçerli olmaya başlamıştır.

Kent AŞ işçileri, kriz sürecinde elektrik ve doğalgaza yapılan zamları; çalışan ve emeklilerin ücret ve maaşlarındaki gerilemeyi protesto etmek için yürüdüler!

Hükümet her kriz döneminde olduğu gibi en kolay yolu seçerek başta elektrik ve doğal gaz olmak üzere başlıca kamu mallarına yüksek oranlı zamlar yapmıştır. Buna karşın çalışanların ücretleri reel olarak geriletilmiş; emekli maaşlarına yüzde 1.83 oranında bir zam yapılmıştır.

Kamu çalışanlarına toplu görüşmeler sonucu yapılan zam oranı ise yüzde 4'ü aşmamıştır.

Kamuda işçiler için yapılan toplu iş sözleşmeleri, ekonomik krizin gölgesi altında fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Tüm toplu iş sözleşmelerinde işverenlerin başlıca dayanağı ekonomik kriz olmuş ve ücretler baskı altına alınmaya başlanmıştır.

İşte Karşıyaka Belediyesine bağlı KENT AŞ'de çalışırken işten çıkarılan işçilerimiz, ülkemizde AKP Hükümetinin yarattığı ekonomik kriz ve işçilerin çalışma ve yaşam koşullarını olumsuz etkileyen yasal düzenleme ve uygulamalara karşı da yürüyerek Türkiye işçi sınıfının, belediye işçilerinin ve belediye hizmetlerindeki taşeron şirketlerde çalışan tüm işçilerin sesi olarak bu uzun yürüyüşe çıkma kararı almışlardır.

Yürüyüşümüzün her metresinde ve her aşamasında işçi sınıfının talepleri dile getirilmiş, DİSK/Genel-İş'in önderliğinde işçi sınıfının sesi ülkemizin her köşesinde yankılanmıştır.

Kent AŞ işçilerinin deyişiyle "Kent AŞ işçisi direnişin simgesi" olmuştur.

Değerli dostlar, değerli basın emekçileri!
Yürüyüş boyunca Kent AŞ işçileri çok yoğun destek aldılar ve büyük bir ilgi gördüler. Yürüyüş güzergahı üzerinde bulunan her köy, her belde, her ilçe ve ilde işçiler büyük bir sempatiyle karşılandılar.

DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi ve DİSK'e bağlı sendikalarımızın yönetici ve üyeleri bizleri yalnız bırakmadılar. Yol üzerinde bulunan fabrikaların işçileri bizlerle dayanışma içinde oldular.

Sendikamızın da üyesi olduğu PSI ve EPSU bu eyleme en başından bu yana destek verdiler. Uluslar arası işçi hareketi ve Dünyanın pek çok yerinden sendikalar bizimle dayanışma içinde oldular. PSI Genel Sekreter Yardımcısı ve Avrupa Bölge Sekreteri Jürgen Buxbaum ülkemize gelerek bizlerle birlikte yürüdü.

Başta Eğitim-Sen ve SES olmak üzere KESK'e bağlı sendikalar ve kamu çalışanları yürüyüşümüzün her aşamasında bizlerle sınıf dayanışması içinde oldular.

Sosyalist partiler ve gruplar güçlerinin yettiği kadar bizlere güç verdiler, dayanışma gösterdiler.

Yol boyunca emeğiyle geçinen TIR ve kamyon şoförleri, yol kenarlarındaki tarlalarında çalışan emekçi köylüler, çiftçiler, seyahat halinde bulunan yurttaşlarımız mücadelemize alkış tuttular.

Yollarda çalışan yol yapım ve bakım işçileri, benzin istasyonlarında çalışan işçi kardeşlerimiz ve istasyon sahiplerinin yakın ilgisini ve desteğini gördük.

Basın emekçileri, ilerici- demokrat yayın organları, medya kuruluşları bizim yaşadığımız gerçekler konusunda ellerinden geldiğince kamuoyunu bilgilendirmeye çalıştılar.

Sendikamızın Türkiye'nin her yerinden gelen bölge başkanları, şube yönetimleri, işyeri temsilcileri her fırsatta yanımızda oldular; üyelerimizin sınıf kardeşleriyle dayanışmasına güzel örnekler verdiler.

Kısacası değerli dostlar, Kent AŞ işçileri son yılların en anlamlı eylemlerinden birisini gerçekleştirdi ve bu eylem emekçi halkımız, işçilerimiz, emek örgütlerimiz, demokratik kitle örgütlerimiz tarafından samimi bir biçimde sahiplenildi. Türkiye işçi sınıfı, bu eylemle son yıllarda unutulmaya başlanan sınıf dayanışmasını yeniden hatırlamaya başladı.

Değerli Dostlar
Yürüyüşe başladığımız 16 Eylül günü İzmir'de "tüm işçileri, emekçileri, sendikaları, emek dostu örgütleri ve yurttaşlarımızı bu yürüyüşümüze destek olmaya; yürüyüşle ortaya çıkacak talepleri sahiplenmeye davet ediyoruz" demiştik. 600 km yürüyüşten sonra ve 1 ay sonra bugün DİSK Genel-İş Sendikası olarak gerçekten mutluyuz çünkü işçi sınıfı, emekçiler ve gerçek emek örgütleri ve emek dostları bu yürüyüşe, yürüyüşle ortaya koyduğumuz taleplere sahip çıktılar.

Haklı olmanın gururunu Türkiye işçi sınıfıyla ve bizi her aşamada destekleyen emek örgütleri ve dostlarıyla paylaşıyoruz.

DİSK Genel Sekreteri Tayfun GÖRGÜN'ün, Ankara/Sıhhiye Abdi İpekçi Parkında, İzmir Karşıyaka Belediyesi Kent A.Ş. işçilerine yaptığı konuşma:

Krizi fırsat olarak kullananlara karşı HER İŞYERİ BİR DİRENİŞ ALANIDIR!

Emeğin ve işçi sınıfının onurlu temsilcileri; hak mücadelesini adım adım Anadolu topraklarına kazıyanlar; inancın, kararlılığın ve mücadele azminin örneği olan arkadaşlarım, hepinizi DİSK adına, sınıf kardeşleriniz adına kucaklıyor, onurlu mücadele ve direnişinizi yürekten selamlıyorum!

Arkadaşlar
Zorlu yolculuğunuz, zorlu yolculuğumuz burada bitmedi ve devam edecek.. Ve bu zorlu yolculukta karşınıza çıkan sorunları dayanışmayla, mücadele azmi ve kararlılıkla çözmeye, engelleri aşmaya devam edeceğiz.

DİSK çaresizlikler içinde çare üreten bir örgüttür. Çünkü işçiler nasıl ki hayatın içinde hayatı üretmektedirler, kendi sorunlarının çözümünün de yine kendi güçlerinden geçeceğinin bilincindedirler. En kötü günlerde bile dimdik ayakta kalmamızın nedeni budur.

Ne zorluklara, ne çözümsüzlüklere ve ne de saldırılara karşı boynumuzu asla bükmemişizdir, bükmeyeceğiz!

Kardeşlerim
Bugün sadece Ankara değil, bütün Türkiye Kent AŞ işçisinin onurlu mücadelesiyle yüzleşiyor.

Çünkü Kent AŞ'nin direnişçi işçileri SADECE İŞLERİNE DÖNMEK İÇİN YÜRÜMEDİLER!

Kent AŞ'nin direnişçi işçisi, AKP Hükümetinin yarattığı ekonomik kriz ve işçilerin çalışma ve yaşam koşullarını olumsuz etkileyen yasal düzenleme ve uygulamalara karşı da yürüyerek Türkiye işçi sınıfının, belediye işçilerinin ve belediye hizmetlerinde taşeron şirketlerde çalışan tüm işçilerin sesi olarak yürüdüler!

Kent AŞ İşçileri, ekonomik krizin faturası işten atılarak ödeyen tüm işçiler adına,
Kent AŞ İşçileri, toplumsal depreme dönüşen işsizlik felaketine karşı
Kent AŞ İşçileri, Hükümetin belediye istihdamında işçiler aleyhine yaptığı düzenlemelere karşı,
Kent AŞ İşçileri, Hükümetin belediye kapatma, bölme ve birleştirme uygulamasının işçiler üzerinde yarattığı olumsuzluklara karşı,
Kent AŞ İşçileri, kriz sürecinde elektrik ve doğalgaza yapılan zamları; çalışan ve emeklilerin ücret ve maaşlarındaki gerilemeyi protesto etmek için
YÜRÜDÜLER...

Yolları, demokratik haklarını kullanmalarına tahammül edemeyenlerce kesilmesine karşın,
Akşamlarını çocuklarıyla geçirmek yerine, tabanı patlayan ayaklarıyla dağ başlarında kalmalarına rağmen,
Seslerine kulakların kapatılmasına karşın
YÜRÜDÜLER ve BUGÜN BURADALAR...

Kardeşlerim
Hepinizi bu zorlu yürüyüşünüzde gösterdiğiniz azim ve kararlılık için bir kez daha kutluyorum.

Sevgili Arkadaşlar, İşçi Sınıfının, Emeğin Dostları
Ekonomik kriz yayıldıkça, işçi direnişleri de ülkenin her yanında artıyor.

Bu direnişlerin birinci nedeni krizin bahane edilerek işçi çıkarmalarının artmasıdır.

İkinci ve asıl önemli neden ise işverenlerin sendikalaşmaya tahammülsüzlükleridir.

İşçiler en temel yasal hakları nedeniyle sendikalara üye olmakta, buna karşılık işverenler tarafından hemen kapı önüne konmaktadır.

Yani tam bir kıyım yaşanmaktadır. İşverenler Hükümetten aldıkları güçle de o kadar ileri gitmişlerdir ki; artık cep telefonlarına mesaj atarak işten çıkaracak kadar cüretkar davranmaktadırlar. Fakat işçi sınıfı, aleyte yasa ve yasaklara karşı, sendikasızlaştırmaya, taşeronlaştırmaya karşı çaresiz değildir. DİSK bu konuda kararlıdır. Kriz veya sendikalaşma bahane edilerek yapılan işçi çıkarmalarına direnişle cevap verilecektir.

Direnişteki Kent A.Ş. işçileri, sendikalaşma nedeniyle işten çıkarılan Sinter işçilerinin, Okmeydanı Hastanesinde çalışan taşeron işçilerinin, Eskişehir'deki Renta işçilerinin, Arçelik işçilerinin, Plaza Otel çalışanlarının direnişleri hakları iade edilinceye kadar sürecektir.

Siyasal iktidarı uyarıyor ve soruyoruz;
Sendikal hak ve özgürlüklerin önündeki engelleri kaldırmayacak mısınız?
Bu ülkenin değerlerini üreten, vergisini fazlasıyla aldığınız işçi sınıfı sizin açınızdan işverenler kadar yurttaş değil mi?
ILO normlarına uygun sendikal yasaları niye geciktiriyorsunuz?
ILO toplantıları öncesi hızlandırdığınız çalışmaları, toplantı bitince niye durdurup bir dahaki toplantıyı bekliyorsunuz? Türkiye'nin her sene "kara listeye" alınmasına neden olarak, ülkemize bu utancı neden yaşatıyorsunuz?
Sermaye her alanda örgütlüyken, işçi sınıfının örgütlenme hakkı ve özgürlüğü neden sizi bu kadar korkutuyor?

İnsanların işsiz kalmasını, işten atılmasını sağlayan kamu ve özel işverenleri sizin bu tavırlarınız cesaretlendirmekte, böylece sermaye dostu işçi düşmanı yüzünüz bir kez daha ortaya çıkmaktadır.

Siz işçi sınıfına mübah gördüklerinizi yapmaya devam ettikçe, biz de susmayacak ve pes etmeyeceğiz. Çaresiz değiliz, çaresiz kalmayacağız. Yılmayacağız, yıldıramayacaksınız. Sonuna kadar mücadeleyi sürdüreceğiz.

Dost düşman, bunu herkes böyle bilmeli!

SAYFA BAŞINA DÖN

Dev.Maden-Sen Yayın Kurulu tarafından tasarlanmıştır,
Site içeriği kaynak gösterilmek kaydıyla kullanılabilir.