4 Haziran 2010: MADEN KANUNU TASARISI İŞ SAĞLIĞI ve GÜVENLİĞİNDEN YOKSUN BU HALİYLE ÇIKMAMALI!

MADEN KANUNU TASARISI İŞ SAĞLIĞI ve GÜVENLİĞİNDEN YOKSUN BU HALİYLE ÇIKMAMALI!

4 Haziran 2010

Madencilik sermayeye adeta altın tepsiyle sunuluyor. Maden Kanunu Tasarısında, yerin altında iken hiçbir değeri olmayan, onu ölümüne çalışarak yerüstüne çıkarıp insanlığın hizmetine sunan işçinin yeri görünmüyor. Dolayısıyla işçiler ve onların ekmek teknesi maden havzaları "kader"ine terk ediliyor...

"Maden Kanunu ve bazı Kanunlarda değişiklik yapılmasına dair Kanun Tasarısı" TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunda görüşülerek Meclis Genel Kurulu'na sevk edildi. Önümüzdeki günlerde TBMM gündemine gelmesi beklenen tasarı birçok yönüyle kaygılarımıza neden olmaktadır.

Madencilik sektörüyle ilgili düzenlemelerin yeraldığı tasarıyla, Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği 7. maddeden kaynaklanan yasal boşlukların yerini doldurulması hedefleniyor.

Tasarıyla, madenlerin gruplandırılmaları yeniden yapılmış, devlet hakkı, yani devletin alacağı pay oransal olarak yeniden belirlemiş; yer altı ve diğer maden çıkarma faaliyetlerinde istihdam edilecek maden mühendislerinin durumu netleştirilmeye çalışılmıştır.

Yine, tasarıyla zeytin sahalarında maden aramaları ve maden işletmeciliği yapılabilecek. Buna ilişkin ilgili bakanlıklar ve sektörlerin temsilcilerinin yeraldığı, "Zeytin Sahalarını Koruma Kurulu" oluşturulması öngörülüyor.

Son olarak tasarı, madencilik faaliyeti yürütecek firmalara ruhsat alımında harç ve teminat yatırılmasını gerektiriyor.

İTİRAZIMIZ VAR!

Maden Kanununda yapılacak değişikliklere bakıldığında dört temel alanda düzenleme yapıldığını söyleyebiliriz.

Ama yapılan bu düzenlemelerin madenlerde yaşanan iş cinayetlerinin engellenmesine dönük ne tür önlemleri zorunlu hale getirdiğine baktığımızda, hiçbir yeni, etkin ve uygulanabilir değişiklikleri içermediğini söyleyebiliriz.

İlk düzenleme, değişik madenlerin gruplarının yeniden tasnifine dönüktür. Madenciliğin en temel sorunlarına dönük bir yaklaşımı görebilmek mümkün değildir.

İkinci düzenleme, devlet payına dönük yapılan değişikliklerdir. Madenciliği toplumsal yarar gözeten bir noktadan ele almak yerine, kendi payını yükselterek, bütçeye katkı bağlamında ele alınmıştır. Bu düzenlemenin de özellikle iş sağlığı ve güvenliği alanında alınması gereken tedbirlerle bağlantısını kurmak hiç mümkün görünmemektedir.

Üçüncü düzenleme, maden üretiminin maden mühendisi nezaretinde yapılmasıyla ilgilidir. En az 15 işçi çalıştıran yer altı üretim yöntemiyle çalışan işletmeler ile en az otuz işçi çalıştıran işletmelerde asgari olarak bir maden mühendisini daimi olarak istihdam etmek zorundadır.

Öncelikli olarak şunu belirtmek gerekir ki, Taslağın 5. Maddesinin 2. Paragrafında "işletmede daimi istihdam edilen maden mühendisi, kanun ve yönetmeliklerde belirlenen şartları taşıması kaydıyla 4857 sayılı İş Kanununun 81. Maddesinde belirtilen iş güvenliği ile ilgili görevli mühendis veya teknik elemanların üstlendiği görev ve sorumluluğu da yerine getirir." demektedir. 4857 sayılı İş Kanunun 81. Maddesi iş güvenliği veya mühendis ve veya teknik elemanların görev ve yetkilerini belirlemez. 81. Madde işyeri hekimlerinin görev ve sorumluluklarını belirlerken; iş güvenliği veya teknik elemanın görev ve sorumlulukları 82. Madde de düzenlenmiştir.

Ama ne yazık ki, İstihdam Paketi adı altında 2008 yılında çıkarılan 5763 sayılı Torba Yasada 4857 Sayılı İş Kanunun 81. Maddesi değiştirilmiş ve 82. Maddesi kaldırılmıştır. Anlaşılan yasa taslağı metnini hazırlayanların bu değişikliklerden haberi yokmuş. Bu da durumun ne kadar gayri ciddi olarak ele alındığını bize göstermesi açısından önemlidir.

Diğer önemli konu, 4857 sayılı yasada İSG kurulu, işyeri hekimi, iş güvenliği mühendisi veya teknik eleman istihdamı (değişiklik öncesi) 50 ve yukarısı için işçi çalıştıran işletmeler açısından zorunlu tutulduğu halde yaşanan gerçekliğin bize gösterdiği şudur ki; yasal zorunluluklar çok büyük oranda hayata geçmemektedir. Buradan hareketle, 15 ve 30 işçi belirlemesinin iş sağlığı ve güvenliği açısından bir maden mühendisinin istihdamıyla çözülebileceğini düşünmek gerçekten safdilliktir. Bu değişikliğin madenlerde İSG alanında yaşanan olumsuzlukları azaltmayacağını, aksine, daha da çoğaltacağını söylemek hiç de abartı olmayacaktır. 4857 sayılı İş Kanunun gereklerini yerine getirmeyenlerin bu düzenlemeye uygun davranacağının bir garantisi yoktur. Çünkü denetim ve yaptırım mekanizmaları yetersiz bir sistemin olumsuzlukları azaltması düşünülemez bile...

Dördüncü düzenleme, özel çevre koruma bölgeleri, milli parklar, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahaları, muhafaza ormanları, aktüel durumuna veya orman amenajman planına göre yüzde 41 ve üzeri oranında kapalı doğal olarak yetişmiş sedir ve ardıç ormanları, Kıyı Kanununa göre korunması gerekli alanlar yok olacak, doğa madenciliğe kurban edilecektir. Bugün birçok bölgede Danıştay ve Bölge İdare Mahkemeleri kararıyla faaliyeti durdurulan maden işletmelerinin faaliyetinin önü açılacaktır.

Devamla, tasarıda, kaçak kömür ocaklarının kayıt altına alınması da düşünülüyor. Yöntem olarak ta maden nakliyesi yapan araçlarda sevk irsaliyesi kesilmesini zorunlu hale getiriyor. İrsaliyesi olmayan araçlara el konulacak ve kamulaştırılacak. Yakalanan madenin ocak çıkış fiyatının 5 katı kadar da para cezası kesilebilecek

Bu yeni tasarı kayıtdışının kayıt altına alınması gibi önemli mesajlar verse de gerçekçi değildir, göz boyamadan ibarettir. Zira maliye açısından zaten bütün mal ve sevkiyatlarda irsaliye ya da fatura zorunludur. Bu güne dek bu uygulanmamışsa bundan sonra da uygulanabilirliğinin garantisi yoktur.

Madencilikte işyeri açma ve çalışma ruhsatları belediyelerden alınarak İl Özel İdarelerine devredilecektir. Çevre sağlığı ve canlıların yaşamını hiçe sayan bu tasarı, madencilik faaliyetiyle ilgili bütün izinleri siyasal iktidarın emrindeki valilere bırakıyor.  

Tasarının yasalaşması halinde yerüstündeki bütün canlıların yaşamı riske girecek, yağmalanan yeraltı kaynaklarımız ulusötesi sermaye için tam bir ganimet haline gelecektir.

Geleceğimizle ilgili ya bu kara tabloya boyun eğecek ya da olmaması için mücadeleyi yükselteceğiz. Başka seçeneğimiz yok!

Dev.Maden-Sen Yönetim Kurulu

SAYFA BAŞINA DÖN

Dev.Maden-Sen Yayın Kurulu tarafından tasarlanmıştır,
Site içeriği kaynak gösterilmek kaydıyla kullanılabilir.