DUYURULAR-2010
DİSK tarafından "vurgun düzeninin kapkaç yasası" olarak ifade edilen namı diğer "torba yasası" bugün mecliste görüşülürken işçilerde meclis önünde protesto gösterisi yaptı. DİSK Yönetim Kurulu Üyeleri, DİSK Başkanlar Kurulu Üyeleri, DİSK Bölge Temsilcileri ve DİSK üyesi sendikaların bir kısım üyeleri yaptıkları eylemde vekilleri torba yasa tasarısı konusunda uyardı.
Dün gece Edirne, Kocaeli, İstanbul ve İzmir gibi belirli illerden yola çıkan DİSK üyeleri, sabah 08:00'den itibaren Ankara Sıhhiye'de Genel-İş Çankaya Şube binası önünde toplanmaya başladı. TBMM'ne doğru saat: 10:00'da başlaması planlanan yürüyüşe güvenlik güçlerinin engel çıkarması nedeniyle uzun süren protesto gösterileri yapıldı. Yapılan görüşmeler sonucu saat: 11:00 civarında başlayan yürüyüş trafiği fazla engellemeden TBMM'ye doğru sloganlarla devam etti. Süleyman Sırrı Caddesinde oluşan yürüyüş korteji Mithatpaşa Caddesi, Sakarya Caddesi, Selanik Caddesi, Yüksel Caddesi, Konur Sokaktan Akay Caddesine oradan da TBMM Çankaya Kapısı karşısına ulaştı. DİSK heyetinin Meclise dosyaları sunmak üzere ayrılmasından sonra işçiler aynı yürüyüş güzergahını izleyerek Sakarya Meydanına döndüler.
Bu arada meclise giden DİSK heyeti de "Torba Yasa"ya ilişkin DİSK'in görüşlerini içeren dosyayı, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi CHP Muğla Milletvekili Gürol ERGİN'e teslim ederek Sakarya Meydanına, işçilerin yanına döndüler.
Haberin ayrıntıları>>>
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün'ün Maraş Katliamı'nın yıldönümü nedeniyle yaptığı basın açıklaması:
Kahramanmaraş'ın acısını dün yaşamış gibi yüreğimizde hissediyoruz. Soruyoruz; bu ülkede barışın ve kardeşliğin güneşi ne zaman doğacak? Katiller ne zaman hesap verecek?
Perde arkasının karanlıktan çıkartılması ve gerçek sorumlularının yargılanması için katliam dosyası yeniden açılmalıdır.
Farklılıklarımızın zenginlik sayıldığı bir ülkede yaşamak için işçilerin payına ne düşüyorsa yapmaya hazır olduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz.
Açıklamanın tümü>>>
AKP Hükümetinin gençlere daha fazla sömürü, işçiye ise esnek ve güvencesiz çalışma dayatan "TORBA YASA"sına karşı, DİSK tarafından, 22 Aralık 2010 Çarşamba günü (BUGÜN) saat 15:30'da İzmir Konak Meydanı'nda, DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi'nin de gündeme ilişkin açıklamalarda bulunacağı, "VURGUN DÜZENİNE KAPKAÇ YASASI.. TORBA YASAYLA HAKLARIMIZ ÇALINIYOR!" adında kitlesel bir basın açıklaması yapılacaktır.
ASGARİ ÜCRETE BÜYÜMEDEN PAY YOK
Türkiye ekonomisi, 2009 yılında yüzde 4,6'lık küçülme ile dünya ekonomisi içerisinde krizden en fazla etkilenen ülkeler arasında yer almıştır. 2010 yılı için bu olumsuz tablonun dünyadaki diğer ülkelerde olduğu gibi değişmeye başladığı görülmektedir.
2010 yılının üçüncü döneminde gayri safi yurtiçi hasıla değeri bir önceki yılın aynı dönemine göre sabit fiyatlarla %5.5 artış göstermiştir. 2010 yılının ilk dokuz aylık döneminde ise bu oran %8.9'dur.
Ancak, ne kriz öncesinde, ne de sonrasında yaşanan ekonomik gelişme halka yansımamıştır. Bu durum, üretilen katma değerin (toplumsal kaynakların) adil bir biçimde dağılmadığının bir göstergesidir. Asgari ücret belirlenmesinde yaşanan bu anlamda iyi bir örnektir.
İşveren ve sermaye temsilcilerinin belirleyiciliği altında alınan Asgari Ücret Tespit Komisyonu kararlarında, işçilerin sözde geçim seviyesi ve enflasyon hedefleri esas alınmakta, ekonomik gelişme bu kararlara yansıtılmamaktadır. Dolayısı ile ekonomik refahın paylaştırılması açısından en önemli araçlardan biri durumunda olan asgari ücret, ciddi bir baskı altındadır.
Açıklamanın tümü>>>
DİSK Genel sekreteri Tayfun Görgün'ün, son ekonomik durum üzerine yaptığı basın açıklaması:
TÜİK tarafından yapılan açıklamaya göre 2010 yılı üçüncü dönemde gayri safi yurtiçi hasıla değeri bir önceki yılın aynı dönemine göre sabit fiyatlarla %5.5 artış göstermiştir. 2010 yılının ilk dokuz aylık döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre sabit fiyatlarla gayri safi yurtiçi hasıla %8.9'luk bir büyüme oranını yakalamıştır. Kriz sonrasında yaşanan ekonomik daralmayı takip eden yüksek büyüme oranları toplumsal refahın bir unsuru olamamaktadır.
Ekolojik dengeyi ciddi şekilde tahrip eden, toplumsal kaynakların yağmalandığı, gelir dağılımının bozulduğu, işsizliğin arttığı bir büyüme modeline kayıtsız kalmak doğru değildir. Büyüme ve kalkınma, herkesin zenginleştiği, kaynakların adilce bölüşüldüğü, çevreye dost, insana yakışır bir çalışma yaşamının hâkim olduğu bir büyüme olmalıdır, yoksa servetin birilerinin elinde hızla toplandığı, çalışma koşullarının ağırlaştığı, çevrenin tahrip edildiği, haksızlıklar üzerine yükselen bir büyüme değil.
Açıklamanın tümü>>>
Tetikçileri kurtardınız belki, tamam, o halde hesabı siz vereceksiniz!
Göreceksiniz, O hala sizden daha güçlü!
İSTİHDAM STRATEJİ BELGESİ İSTİHDAM YARATMAYA DEĞİL, ÇALIŞMA KOŞULLARININ AĞIRLAŞTIRILMASINA ODAKLANIYOR
HER 5 İŞSİZE 1 İŞSİZ DAHA EKLENDİ
İSTİHDAMA DAHİL OLAN HER 2 KADINDAN BİRİSİ KAYITDIŞI
GENİŞ TANIMLI İŞSİZLİK YÜZDE 17,3
Türkiye'nin en büyük sorunu haline gelen işsizliğin çözümüne yönelik hükümet, emek kesiminin taleplerine karşı sessiz ve duyarsız kalırken, işsizliğin temel sorumlusu olan ve kriz döneminde hükümetin bile tepkisini çeken işveren çevrelerinin talepleri bir emir olarak kabul etmektedir.
Nitekim uzun zamandan bu yana taslak metni sosyal taraflardan bir sır gibi saklanan yeni ulusal istihdam strateji belgesi ile gündeme getirilen düzenlemeler, işin yoğunlaştırılması ve daha az işçi ile daha çok üretim yapmayı hedefleyen esnekliği bir ilke olarak kabul edilmesine dayandırılmaktadır.
Devlet Bakanı Ali Babacan 6/11/2010 tarihinde, Yeni Ulusal İstihdam Strateji Belgesi?ne dair yaptığı açıklamada, strateji belgesinin 4 önemli ekseni olduğuna işaret ederek, bunları; mesleki eğitim, iş gücü piyasasının esnekleştirilmesi, kadın ve gençlerin istihdamının artırılması ve istihdamla sosyal koruma politikaları arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi olarak sıralamıştır.
Açıklamanın tümü>>>
DİSK/Birleşik Metal-İş üyesi, Gebze'de kurulu Mutaş Demir Çelik işçileri 25 Temmuz 2010 tarihinden beri fabrika önünde sürdürdükleri direnişlerini bugünden (27 Ekim 2010) itibaren kendilerini fabrikaya kapatarak sürdürüyorlar.
Zonguldak Ereğli'de Hema Endüstri A.Ş Kandilli Kömür İşletmelerinde 26 Ekim 2010 tarihinde, saat: 10:00 civarında meydana gelen göçükte, Türkiye Taşkömürü Kurumu'ndan (TTK) emekli olduktan sonra burada çalışmaya başlayan maden işçisi Hüseyin TAŞÇI yaşamını yitirdi.
Zonguldak'ta iş cinayetine kurban giden işçinin cesedi daha toprağa verilmeden bu kez de Bursa'dan ikinci bir acı haber geldi. Ölümcül kazalarla adını en çok duyuran illerin başında gelen Bursa'da bu kez Orhaneli ilçesi maden işçilerine mezar olmuştu.
Açıklamanın tümü>>>
Şili'de, Cerro San Jose Bakır ve Altın Maden İşletmesinde 5 Ağustos 2010 tarihinde meydana gelen göçük sonucu 33 madenci yerin 680 metre altında mahsur kalmıştı. Kazadan 17 gün sonra 12 cm çapındaki sondaj kuyusu ile işçilere ulaşılarak sağ oldukları anlaşılmış, bunun üzerine yürütülen kurtarma çalışmaları bugün sonuç vermiş ve maden işçilerinin yeryüzüne çıkarılmasına başlanmıştır.
Bizimle benzer koşullarda çalışan ve aynı kaderi paylaşan Cerro San Jose Bakır ve Altın Maden İşletmesinde mahsur kalan işçilere geçmiş olsun diyor ve ülkemizi yönetenlerin Şili'de gerçekleştirilen kurtarma çalışmalarını örnek almalarını diliyoruz.
Şili'li madenci ailelerin ve Şili halkının mutluluğunu paylaşıyor, dostluk ve dayanışma duygularımızı iletiyoruz
Açıklamanın tümü>>>
11 Ekim 2010 tarihinde DİSK Genel Merkezi'nde toplanan DİSK Başkanlar Kurulu, ülkemizdeki güncel gelişmeleri, 7 Ekim 2010 tarihinde yapılan Üçlü Danışma Kurulu toplantısının sonuçlarını ve çalışma yaşamındaki durumu değerlendirerek aşağıdaki görüşlerin kamuoyuyla paylaşılmasını kararlaştırmıştır.
Ülkemizin mevcut siyasal, sosyal ve ekonomik düzeninin temelleri 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra yeniden şekillendirilmiştir. Askeri cuntanın hazırladığı 1982 Anayasası'yla, 24 Ocak Kararları'yla uygulamaya konulan ucuz işgücüne dayalı büyüme modelinin yasal alt yapısı hazırlanmıştır. Bu çerçevede, 82 Anayasası'yla, devletin örgütlenme biçimi, siyasal partiler ve seçim sistemi yeniden belirlenmiş; 12 Eylül öncesi gelişmelerden sorumlu tutulan üniversiteleri denetim altına almak için YÖK oluşturularak anayasal bir kurum haline getirilmiştir.
Aynı şekilde, hazırlanan yeni yasalarla çerçevesi çizilmiş olan "endüstri ilişkileri sistemi" de, DİSK'in temsil ettiği sendikal anlayışın önünün kesilmesi amacına yönelik olarak kurumsallaştırılmıştır. 12 Eylül sonrasında DİSK'in on yıldan fazla kapalı tutulması, yöneticilerinin tutuklanması ve mahkûm edilmeye çalışılması bu amacın doğal bir sonucu olarak ortaya çıkan gelişmelerdir.
Günümüzde gerçekleşen ve referandumla kabul edilen anayasa değişikliğiyle 12 Eylül'ün anayasal, yasal ve toplumsal düzeninin değişmesi mümkün değildir. Sendikal özgürlükler alanında yapılan anayasa değişiklikleri, sistemin temel işleyişini hiçbir şekilde etkilemeyecek nitelikteki ikincil önemde değişikliklerdir. Bugün hala Anayasada ve yasalarda sendikal özgürlüklerin kullanımını engelleyen, sendikal hareketin alanını daraltan ve sendikalar üzerinde devlet denetimini kurumlaştıran düzenlemeler devam etmektedir.
DİSK Başkanlar Kurulu siyasal iktidarın orta vadeli ekonomik planının da ucuz işgücüne dayalı büyüme modelinin devamını sağlamak için oluşturulan ve yeni bir boyut getirmeyen bir nitelik taşıdığını vurgulamaktadır. Bu program işsizlik oranının küresel kriz öncesinden daha yüksek oranlarda gerçekleşmesini veri aldığı gibi, yoğun emek sömürüsüne yol açan kayıt dışı çalışma, taşeron çalıştırma, esnek çalışma biçimlerinin yaygınlaştırılması gibi olguları da sürdürmeyi amaçlamaktadır.
Açıklamanın tümü>>>
Balıkesir'in Kepsut İlçesi'ne bağlı İsaalan Köyü'nde 21 Eylül Salı günü, saat: 17:00 civarında dinamit patlatılmasıyla birlikte meydana gelen göçükte 3 işçinin yaralandığını, bunlardan Yılmaz ÇINAR ve Ramazan AYDOĞDU'nun hastane yolunda yaşamlarını yitirdiğini üzülerek öğrendik.
Enerji Madencilik Şirketi'ne ait linyit ocağında gerçekleşen bu acı durum aslında ilk de değil.
6 Mayıs 2008 tarihinde havalandırma bacasının göçmesi sonucu İsaalan Köyü'nden Ali ZEYBEK adlı maden işçisi yaşamını yitirmişti.
9 Ocak 2009 tarihinde ise grizu sonucu Nihat TAŞKAVUK yaşamını yitirmiş ve 6 arkadaşı da yaralı kurtulmuştu.
Açıklamanın tümü>>>
AA ve DHA'nın verdiği haberlere göre Zonguldak'ın Gelik beldesinde özel kömür ocağında meydana gelen göçükte bir işçi öldü, bir işçi yaralandı.
Olay, saat 16.30 sıralarında, Bahadır Kardeşler Madencilik'e ait kömür ocağında meydana geldi. 16.00-24.00 vardiyasında tavan çökmesi sonucu kömür yığının altında kalan 29 yaşındaki Hüseyin Yavuzoğlu olay yerinde yaşamını yitirirken, 35 yaşındaki Ramazan Dönmez son anda kaçarak yaralı olarak kurtuldu. Arkadaşlarının çabalarıyla göçükten çıkarılan Yavuzoğlu'nun cenazesi Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi morguna konulurken, Dönmez ise aynı hastanede tedavi altına alındı.
Olayla ilgili soruşturma başlatıldığı bildirildi.
7 Temmuz Çarşamba günü, saat 10.30 civarında, Edirne Keşan'a bağlı Küçükdoğanca Köyü sınırlarında Ali Osman Kale ve kardeşlerine ait Kale Madencilik A.Ş.'nin linyit Ocağında meydana gelen "kaza"yı üzüntüyle öğrendik. Yangın sonucu galeride maden işçilerinden Yunus AKBAŞ, Halil AÇIKGÖZ ve Volkan Hamarat mahsur kalmış, geçen uzun zamanın ardından bugün saat: 21:15'de işçilerin cansız bedenlerine ulaşılmıştır. Kurtarma çalışmalarını kaygıyla izleyen milyonlarca insanın, "dileriz Zonguldak gibi olmaz" söz ve temennileri boşa çıkmıştır.
Kale madencilik sektörle ilgilenenler için bilinmez bir şirket değildir. Epeyce eski olduğunu, daha öncede ocaklarında grizu sonucu meydana gelen patlamadan 3 işçinin yaralı olarak kurtarıldığını biliyoruz. Şirketin yörede başka ocaklarının da faaliyette olduğu, bahse konu ocağın ÇSGB müfettişlerince 26 Haziranda denetlendiği, belirlenen eksikliklerin giderilmesi için süre verildiği, yaşanan sözde kazanın da bu eksiklerin giderilmesi sürecinde gerçekleştiği bilgisine sahibiz.
Açıklamanın tümü>>>
2 Haziran'da İsviçre'nin Cenevre kentinde başlayan Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) 99. Genel Konferansı devam ediyor.
Türkiye bir kez daha sendikal hak ve özgürlükler konusunda ILO masasında. 18 Haziran 2010 tarihine kadar sürecek ILO Konferansına bir heyetle katılacak olan DİSK, ülkedeki sendikal hak ihlallerini ILO gündemine taşıyacak.
DİSK Genel Başkanı Süleyman ÇELEBİ, DİSK Genel Merkezinde, Yönetim Kurulu Üyeleriyle birlikte düzenlediği basın toplantısında, devam eden ILO Konferansı ve DİSK'in çalışmaları hakkında bilgi verdi.
Açıklamanın tümü>>>
Konuyla ilgili olarak DİSK tarafından hazırlanan broşür>>>
Madencilik sermayeye adeta altın tepsiyle sunuluyor. Maden Kanunu Tasarısında, yerin altında iken hiçbir değeri olmayan, onu ölümüne çalışarak yerüstüne çıkarıp insanlığın hizmetine sunan işçinin yeri görünmüyor. Dolayısıyla işçiler ve onların ekmek teknesi maden havzaları "kader"ine terk ediliyor...
"Maden Kanunu ve bazı Kanunlarda değişiklik yapılmasına dair Kanun Tasarısı" TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunda görüşülerek Meclis Genel Kurulu'na sevk edildi. Önümüzdeki günlerde TBMM gündemine gelmesi beklenen tasarı birçok yönüyle kaygılarımıza neden olmaktadır.
Açıklamanın tümü>>>
Gazze'deki Filistinlilerin ihtiyaç duyduğu malzemeleri taşıyan insani yardım gemisi Mavi Marmara, 31 Mayıs Pazartesi sabaha karşı uluslararası sularda İsrail askerlerinin saldırısına uğradı. Bu vahşi saldırı sonucu 16 kişi yaşamını yitirirken, 610 kişi de gözaltına alınarak cezaevine atıldı.
Filistin halkıyla dayanışmak ve İsrail'in sergilediği bu vahşete karşı dünya kamuoyunu harekete geçirmek amacıyla DİSK 1 Haziran 2010 tarihinde, saat: 12:30da ülke çapında eylemler gerçekleştirdi. Bu eylemlerden biri de Ankara Kızılay'da gerçekleşti. DİSK Ankara Bölge Temsilciliği saat: 12:30da Kızılay merkezde kitlesel basın açıklamasıyla İsrail'i protesto etti. "İSRAİL'İN FİLİSTİN HALKINA DÖNÜK SALDIRILARINI KINIYORUZ" pankartı ardında gerçekleşen basın açıklamasını DİSK Ankara Bölge Temsilcisi Kani BEKO yaptı.
"Hiçbir neden insani yardım amacı ile yola çıkan, sivil insanlara yönelik bu katliamı mazur gösteremez. İsrail'in uluslararası hukuku ayaklar altına alarak yaptığı bu saldırı, Birleşmiş Milletlerin bugüne kadar İsrail'e karşı gösterdiği toleransın ve yaptırımsızlığın sonucu olan bir cesaretin ürünüdür.
İsrail'in Gazze'ye insani yardım götüren gemilere düzenlediği saldırı orta çağ korsanlığını çağrıştıran bir eylem olarak insanlığın hafızasına işlenmiştir."
Açıklamanın tümü>>>
İKTİDAR 28 MADEN EMEKÇİSİNİN CANSIZ BEDENİNE ULAŞMAYI BAŞARDI.
MADEN EMEKÇİLERİ BU CEHENNEMDEN İKTİDARIN HİMMETİYLE DEĞİL TIPKI KOT TAŞLAMA ve TERSANE EMEKÇİLERİ GİBİ KENDİ ÖRGÜTLENME ve MÜCADELESİYLE ÇIKACAK ve AYNAYI TÜM EMEK DÜŞMANLARININ YÜZÜNE TUTACAK!
Daha dün Tavşanlı'da toprağa verilen iki madencinin mezar toprağına serpilen su kurumadan bu kez Zonguldak'tan gelen kara haber hepimizi üzüntüye boğdu.
Sağlam tahkimatı olan, yeterli havalandırma sistemiyle düzenli havalandırılan, iş şağlığı ve güvenliği yönünden alınması gerekli tüm önlemlerin alındığı bir ocakta rastlanılmayacak bir iş cinayetine daha tanık oluyoruz. Yaşananlara kaza demek mümkün değildir. Ocaklarda asılı olan "Görünmeyen kaza dediğin senin görmediğindir" iş güvenliği levhaları tam da bunu ifade ediyor. Alınmayan önlemler, maliyet unsuru olarak değerlendirildiği için yapılmayan yatırımlar başka ne sürprizlere yol açabilir ki?
Küçük bir mahalle bakkalının önemsiz bir eksiğini abartarak açılışına izin vermeyen anlayışın, onca eksikliğe rağmen insan hayatına malolacak bir faaliyete izin verebilmesini anlamak mümkün mü?
Her geçen dakikanın ne kadar önemli olduğunu biliyor ve kaygıyla beklemeyi sürdürüyoruz. 30 madenci arkadaşımızın sağ salim kurtulmasını umuyoruz.
Yönetim Kurulu açıklamasının tümü>>>
Müfettiş raporları yine gözardı edildi: Üretimin durdurulması gerekirken sürdürülmesine göz yuman yetkililerin işçilerin ölümünde ağır sorumluluğu var!
Kütahya'nın Tavşanlı ilçesine bağlı Yörgüç Köyü sınırları dahilinde faaliyet yürüten Talya Madencilik linyit ocağında, 13 Mayıs Çarşamba gecesi, saat: 22:30 civarında meydana gelen göçükte 1 işçi yaşamını yitirdi, 5 işçi kurtarıldı. Göçük altındaki Ali Osman OKTAY'ı kurtarmaya dönük çalışmalar ise Türkiye Kömür İşletmeleri'ne bağlı Garp Linyitleri İşletmesi (GLİ) kurtarma ekiplerince sürdürülüyor. Ancak kurtarma ekipleri ve işçiler, Ali Osman OKTAY'ın yaşamından umutlarını kesmiş durumda.
21 Nisan 2005 tarihinde Gediz'de 18 maden işçinin öldüğü grizu patlamasından yaralı kurtulan 36 yaşındaki Süleyman KOÇ, Yörgüç'deki göçükte can verdi.
Yönetim Kurulu açıklamasının tümü>>>
1 Mart 2010 tarihinde Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin verdiği karar Gülşehir maden ocaklarında çalışan ve işten atılan işçiler arasında büyük bir sevinç yarattı. İşçilerin sendikaya üye olduğu için işten atıldığını onaylayan bu karar; sendikasız, güvencesiz, düşük ücretle günde 10-12 saat çalıştırılan maden işçilerinin hak arama mücadelesine güç kattı.
Sendikamız, işverenin Yargıtay kararlarını hileli yöntemlerle aşmasına sessiz kalmayacağını bugüne kadar göstermiştir ve bundan sonra da aynı kararlılığını sürdürecektir.
Sendikal hak ve özgürlükler mücadelesinin yasadışı yöntemlerle engellendiği ülkemizde, başta ÇSGB ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olmak üzere tüm kurumları görevlerini layıkıyla yapmaya, maden ocaklarındaki inceleme sonucu tespit edilen eksiklerin takibine ilişkin daha özenli davranmaya davet ediyoruz.
Yönetim Kurulu açıklamasının tümü>>>
Gülşehir/Nevşehir'de HAYRİ SÖYLEMEZ GÜMÜŞYAZI KÖMÜR OCAĞI'nda, olumsuz koşullarda çalışan işçiler 18.9.2008 tarihinde sendikamıza üye oldular. İşçilerin sendikamıza üye olduğunu duyan işveren, sendikadan istifa etmeleri için baskı uygulayıp işten atmakla tehdit etti. İşçilerin sendika üyeliğinin Anayasal hakları olduğunu belirtmeleri ve istifaya karşı direnmeleri üzerine, işveren 19.9.2008 tarihinde işletmenin bir köşesine astığı yazı ile işçilerin iş akdini feshettiğini ilan etti. İşverenle görüşmelerimiz sonuç vermedi ve süreç içinde taşeron sistemini devreye sokarak üretimi sürdürdü.
Üyelerimizin iş akdinin haksız feshinin ardından İş Mahkemesi sıfatıyla Gülşehir Asliye Hukuk Mahkemesi'ne dava açıldı. Mahkeme işçilerin sendikaya üye olduğu için işten atıldığına karar verdi. Temyiz için Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'ne giden dava, 1 Mart 2010 tarihinde onaylandı.
Yargıtay kararının sendikal hak ve özgürlüklerin kullanımı açısından değerli olduğu ancak, tek başına yetmeyeceği bir gerçektir. Hükümet, ILO ve diğer uluslararası sözleşmelerle çelişen ve sendikal örgütlenmeyi kısıtlayan yasaları biran önce değiştirmelidir. İşçi Sağlı ve Güvenliğiyle İlgili yasa, tüzük ve yönetmelikler çağdaş bir seviyeye çıkarılmalı, bu çalışmalarda sendikaların öneri ve eleştirileri dikkate alınmalıdır. Maden işçilerinin ölüm ve yaralanmalarla sonuçlanan iş cinayetlerini önlemeyen ve yasalara saygı göstermeyen işverenlere karşı hoşgörülü davranılmamalıdır.
Yönetim Kurulu açıklamasının tümü>>>
Elazığ ETİ KROM işçilerinin Dev.Maden-Sen'de örgütlenme çabaları karşısında işveren 10 Nisan 2010'da 19 işçiyi yasa dışı bir biçimde işten çıkardı.
Sendikamız 12 Nisan 2010'da Eğitim-Sen Elazığ Şubesinde demokrasi güçlerinin de desteği ile konuya ilişkin bir basın açıklaması yaptı.
Basın açıklamasının metni>>>
Balıkesir'in Dursunbey ilçesinde özel sektöre ait yeraltı kömür işletmesinde 23 Şubat 2010 tarihinde grizu patlaması sonucu meydana gelen iş kazasında 1'i maden mühendisi, 13 kişi hayatını kaybetmiş, 6'sı ağır, 20 işçi de yaralanmıştır. Kazanın duyulmasının ardından Odamız yetkilileri ve iş güvenliği uzmanlarımız olay yerine hareket ederek gelişmeleri yakından izlemiştir.
Son yıllardaki kaza istatistikleri incelendiğinde, özellikle madencilik sektöründe iş kazalarının belirgin bir şekilde artarak devam ettiği görülmektedir. Odamız kayıtlarına göre, 2008 yılında 43 maden çalışanı iş kazası sonucu yaşamını yitirmişken, 2009 yılında bu sayı 92'ye yükselmiş, 2010 yılının ilk iki ayında ise 19'a ulaşmıştır. Özellikle yeraltı kömür madenciliği, işçi sayısı başına düşen kaza ve ölüm sıralamasında bütün sektörlerin başında yer almaktadır. Bu nedenle, madencilik sektörü daha yakından izlenmeli, değerlendirilmeli ve kaza önleme çalışmalarına daha fazla ağırlık verilmelidir.
Açıklamanın tümü>>>
Gün geçmiyor ki maden ocaklarından kara haberler gelmesin. Gün geçmiyor ki madenci köyleri kan, gözyaşı ve ağıtlarla yasa boğulmasın. İşte bu kez yeni bir haberle çalkalandı madenci köyleri. 23 Şubat 2010 tarihinde, saat: 18.00 civarında Balıkesir'in Dursunbey ilçesine bağlı Odaköy'de ŞENTAŞ Madencilik firmasına ait linyit Ocağının 250 metre derinliklerinde meydana gelen grizu patlaması 1 mühendis 12 işçi toplam 13 insanın yaşamını sonlandırdı. Ocakta bulunan 33 işçi ise yaralı kurtarılarak Dursunbey, Balıkesir, Bursa ve İzmir devlet hastanelerine kaldırıldı. Yaşamını yitirenler 24 Şubat 2010 tarihinde değişik yerlerde toprağa verildiler.
Açıklamanın tümü>>>
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi'nin, Abdi İpekçi'nin katilinin "kahramanlaştırılmasına" ilişkin, ulusal ve uluslararası basın-yayın organları genel yayın yönetmenlerine, ETUC ve ITUC'a ve basın yayın örgütlerine gönderdiği açık mektup:
.... yurtdışında Vatikan'da Papa 2. John Paul'a suikast yaparken yakalanan, İtalya'da cezaevinde yattıktan sonra Türkiye'ye getirilen ve bugünlerde "cezasını bitirerek" tahliye olması beklenen, bir "kahraman" edasıyla TVlerden ve gazetelerden düşmeyen Mehmet Ali Ağca'dan bahsediyoruz.
Bu kişi bir katildir ve siyasal suikast suçlusudur!
İşlediği suç, bugün bile Türkiye'deki hukuksuzluğun kaynağı olan 12 Eylül askeri darbesini yaratan koşullardan biri olarak tezgahlanmıştır. Bütün karanlık ilişkilerini saklayan bu kişi önümüzdeki günlerde toplumun karşısına çıkacaktır.
DİSK olarak hayret ve endişe ile izlemekteyiz ki, daha şimdiden röportaj hazırlıkları, hatıralarını alma, yayınlama ve raiting hesapları yapılmaktadır. Evet, eğer karanlık ilişkilerini anlatacak, arkasındaki güçleri deşifre edecekse bir sorun yoktur. Ancak bir siyasal suikastçıyı topluma "önemli", "kahraman" olarak sunmak, tarihi karartarak gençlere "örnek" göstermek, yine meslektaşınız Hrant Dink'i öldüren Ogün Samast'ları yaratmak hem topluma karşı ciddi bir sorumsuzluktur ve hem de gazeteci Abdi İpekçi'ye yapılmış bir saygısızlıktır.
Açıklamanın tümü>>>
Dev.Maden-Sen Yayın Kurulu tarafından tasarlanmıştır,
Site içeriği kaynak gösterilmek kaydıyla kullanılabilir.