GÖKÇESU
TASFİYE ÇABALARI
Çalışma barışının yeniden tesisi için devreye girenler oldu ancak hiç bir yararı olmadı. Bu çaba içinde olanlardan birisi de CHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Çetin’di. İzzet Çetin’in iyi niyetli bir girişimde bulunarak Nurullah Ercan’la bir görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşmede, Nurullah Ercan, “işyerinde kesinlikle sendika istemediğini” bir kez de İzzet Çetin’e söyledi.
İşveren Nurullah Ercan, Gökçesu işletme müdürlüğünde 12.3.2002 tarihinde işten atılan/ücretsiz izinle cezalandırılan işçilerle bir toplantı yaparak sendikanın yayınladığı basın açıklamasını gösterip hakaret ederek, “Siz bunların arkasında duruyorsanız benimle işiniz olamaz. Bu şerefsizlerle birlikte olupta iş isteme hakkınız yok vb.” hakaretlerde bulunup, sendikadan istifa ettikleri takdirde işe alınacaklarını bildirdi. İşçiler ise işverenin bu hakaret dolu sözlerine tepki göstererek toplantıyı terk etti.
İşçiler adına 14 kişi 15 Mart’ta Mengen Cumhuriyet Savcılığına başvurup anılan toplantıda işverenin kendilerine hakaret ettiğini bildirerek şikayette bulundu. İşveren, kendisi hakkında Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulunan ücretsiz izindeki 14 sendika üyesinin iş akdini 28 Mart’ta Şirket Yönetim Kurulu Kararıyla İş Kanunu 17. madde 2. fıkrası çerçevesinde ihbar ve kıdem tazminatsız olarak feshetti.
İşveren, işçilerle yaptığı toplantıdan bir gün sonra Gökçesu Belde esnafıyla toplantı yaptı ve esnafa, “ben işyerinde sendika istemiyorum sizde yardımcı olun bu işi halledelim. Bunlara veresiye malzeme vermeyin, ev sahipleriyle konuşun kira ödemeyen işçileri evden çıkarsın” diye akıl vermeye kalktı. Ardından da, “siz yardımcı olmasanız bile ben daha önce bu beladan nasıl kurtulduysam gene aynı şekilde kurtulmasını bilirim” diye konuşunca esnaftan bir kişi dışında kalanlar işverenin yasadışı uygulamalarını itiraf eden konuşmalarına tepki gösterip toplantı yerini terk etti.
Nisan 2002’de üretime geçen ocaklarda çalışan işçilerin bir kısmı Gökçesu’da kiralık evde otururken, dışarıdan yeni gelenler ise işverenin hazırladığı koğuşlarda kalmaktadır. İşverenin işletme müdürü çalıştırdıkları işçilerle 28 Nisan’da toplantılar yapmış, bu toplantıda Gökçesu esnafından direnişteki işçilerle dayanışma içinde bulunanlarla görüşülmemesi, onların işyerlerine gidilmemesi ve alışveriş yapılmaması konusunda uyarmıştır. Kara listeye alınan esnaflar ise konuyla ilgili Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı ile Valiliğe şikayette bulunmuşlardır.
Uzlaşmaya dönük hiçbir gelişmenin olmaması nedeniyle Dev.Maden-Sen kamu kurumları nezdinde daha önce başlattığı girişimleri (ÇSGB ve bağlı kuruluşlar, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Gelirler Genel Müdürlüğü, Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı ve buna paralel olarak Bolu Tabip Odası vb.) hızlandırdı.
ÇSGB İş Teftiş Kurulu’nun Gökçesu’da inceleme yapması için farklı düzeylerde görüşmeler gerçekleşti. SSK İş Teftiş Kurulu’na yazı yazılarak; ocaklarda işçilerin yılda 365 gün çalışmasına rağmen SSK’da hizmetleri en fazla 250 gün çıktığı, asgari ücretin biraz üzerinde ücret ödendiği halde bordroda asgari ücretten gösterildiği belirtilerek kayıtdışının ve işçilerin magduriyetlerinin giderilmesi için inceleme talebinde bulunuldu.
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na yaşanan sonuçta kendilerinin de payları olduğu belirtilerek işverene yaptırım uygulanması istendi. Gelirler Genel Müdürlüğü’ne işyerinde kayıtdışının egemen olduğu bildirilip bunun önlenmesi ve işverenin cezalandırılması talep edildi.
TKİ’ye işverenin rödevans sözleşmesine uymadığı, ürettiği kömürün ancak %25’ini TKİ’ye bildirerek bunun kirasını ödediği, %75’ini gizlediği ve kendilerini zarara uğrattığı bildirilerek gereğinin yapılması istendi.
Nurullah Ercan’ın Kuzey Anadolu Madencilik A.Ş rödevans sözleşmesi çerçevesinde her ay ürettiği kömüre karşılık yaklaşık 8.5 milyar lira TKİ’ye ödeme yaparken, üretime ara verdiğinde sözleşmenin 21. maddesini (madencilik faaliyetlerini engelleyici zorunlu nedenler) işçilerin sendikal örgütlenmesiyle ilişkilendirerek ocakta uzun süredir, “yasadışı grev” yapıldığını, kapalı olan ocakta yapılan ölçümlerin üretime geçilmeye engel olduğunu iddia ederek aylık ödemelerin dondurulmasını talep etti.
TKİ, işverenin rödevans sözleşmesinin 21 maddesine dayanarak ileri sürdüğü gerekçeleri reddetti ve işverene ödemelerin sözleşme çerçevesinde bundan sonra da devam etmesi gerektiğini bildirdi. İşveren, her ay yaklaşık 8.5 milyar lirayı TKİ’ye yatırmaya devam etti.
Dev.Maden-Sen TKİ’den işyerindeki yasal olmayan uygulamaların kendisi tarafından denetlenmesini ve önlenmesini, sendikal hak ve özgürlüklerin korunmasını, işverene ocağı üretime geçirmeye zorlamasını istedi. TKİ ise, işyerindeki çalışma yaşamıyla ilgili sorunların ÇSGB ve yargıyı ilgilendirdiğini, sözleşmede zaten bununla ilgili bir madde bulunmadığını, işverenin her ay ödemelerini düzenli bir şekilde yaptığı sürece sözleşmenin yürürlükte kalacağını ifade etti.
TKİ’nin bu tutumu Mayıs 2002’nin ortalarına kadar aynı şekilde devam etti. TKİ müfettişleri kanalıyla Tuzlukaya ocağında her ay düzenli ölçümler yaptırdı ve ocakta bulunan gaz oranının üretime engel teşkil edecek bir seviyede olmadığını tespit ederek işverene 31 Mayıs 2002 tarihli bir yazıyla, "ocakta üretime geçmesini" bildirdi.
Dev.Maden-Sen Yayın Kurulu tarafından tasarlanmıştır,
Site içeriği kaynak gösterilmek kaydıyla kullanılabilir.