GÖKÇESU
İŞÇİLER BASKILARA DİRENİYOR
İşçilerin yasalara rağmen haksız bir şekilde mağdur olduklarını kamuoyuna yansıtılmaya başlandı. İlk olarak 21 Ocak 2002 tarihinde konuyla ilgili bir basın açıklaması yapılması kararı alındı, ancak Mengen Kaymakamının yasal olmayan bir şekilde izin dayatması üzerine basın açıklaması jandarma tarafından gözaltılarla engellendi.
26 Ocak 2002'de, iradeleri dışında ücretsiz izine çıkarılan Kuzey Anadolu Madencilik A.Ş işçileri ve aileleri, sabahın erken saatlerinde otobüslerle Ankara’ya hareket etti.
Önce ÇSGB Müsteşar Yardımcısı Özer Özcan’la bir görüşme yapıp devamında ilgili şirketin Tunus Caddesi 50/A-10 adresinde bir protesto gösterisi gerçekleştirdi.
Saat 12:30’da ise Bakanlıklar/Olgunlar Sokak girişinde bulunan Madenci Anıtı önüne gelindi; iş cinayetlerinde yitirilen maden işçileri adına saygı duruşunda bulunulduktan ve anıta çiçek bırakıldıktan sonra bir basın açıklaması yapıldı, işverenin uygulamaları sloganlarla protesto edildi.
Gökçesu havzasında örgütlenme çalışmaları bir süre ev ve kıraathanelerde yapılan toplantılarla devam ederken artık buralar sendikal çalışma için yetmez oldu ve sendika temsilciliği açılmasına karar verildi. Gökçesu merkezinde bir yer tutuldu ve 5 Şubat tarihinde bununla ilgili bildirim Kaymakamlığa yapıldı.
9 Şubat’ta Gökçesu’da, “Sendikasızlaştırmaya, işsizliğe ve yoksulluğa hayır” yürüyüş ve mitingi gerçekleştirildi.
Miting sonrası Dev.Maden-Sen Temsilciliğinin açılış töreni Kaymakamın talimatıyla jandarmaca engellendi. Bolu Jandarma Alayının kuşatmasında yapılan yürüyüş ve miting Gökçesu tarihinde bir ilk olurken, sonrasında jandarmanın baskıları artarak devam etti.
Bu arada Dev.Maden-Sen Gökçesu Temsilciliği mekanı ev sahibine işverenin baskısı sonucu boşaltılmak zorunda kalındı. Bu kez Almanya’da bulunan bir vatandaşın ana cadde üzerinde, apartmanın birinci katındaki dairesine taşınıldı.
Haksızlığa uğramış ve demokratik bir şekilde hakkını arayan Dev.Maden-Sen üyeleri birileri tarafından jandarmaya adeta terörist olarak hedef gösterildi, jandarma da ona göre davranmaya başladı. Gökçesu’da işçiler için adeta adı konulmamış bir sıkıyönetim uygulaması sürüyordu.
İşçilerin sokakta, Bolu yolu üzerinde ve kıraathanede 2 kişiden fazla bir araya gelmesi, linyit ocaklarının bulunduğu bölgeye giden yol üzerinde volta atması bile yasaklandı. İşverenin asılsız ihbarlarıyla öncü işçiler gecenin köründe jandarma tarafından evlerinden gözaltına alındı, sorgusuz sualsiz karakollarda sabahladı.
Dev.Maden-Sen yöneticileri 22 Mart’ta Bolu Valisi’ni ziyaret ederek bir görüşme yaptılar. Yapılan görüşmede Gökçesu’da işverenden kaynaklı sorunları Vali’ye anlatan yöneticiler, jandarmanın gelişigüzel ve asılsız ihbarlara dayanarak işçilere dönük baskılarından da bahsedip bunun önlenmesi talep edildi. Bolu Valisiyle sendika yöneticileri arasında yapılan görüşmeden sonra jandarmanın işçiler üzerindeki baskıları hissedilir ölçüde kalktı.
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu tarafından (TİSK), yaklaşık 1.5 yıldır çıkması engellenen İş güvencesi yasa tasarısının yeniden Bakanlar Kurulu’nda görüşüleceği haberi üzerine TİSK, 9 Mart 2002’de Bolu/Abant’ta Milletvekillerinin de katılacağı bir toplantı düzenleyeceğini açıkladı.
Davet edilen milletvekilleri aileleriyle birlikte Abant Palas’ta hem toplantıya katılacak hem de tatil yapacaklardı. Tüm masrafları (gidiş-gelişte dahil) TİSK tarafından karşılanacak olan milletvekilleri bu toplantıyla TİSK tarafından ikna edilecek ve iş güvencesi yasa tasarısı bir süre daha engellenmiş olacaktı.
TİSK’in bu kararı üzerine üyesi olduğumuz Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK) Genel Başkanı yaptığı bir açıklamayla, işverenlerin bu girişimini tepkiyle karşılarken, toplantı yerinin şu anda iş güvencesi yasasına en çok ihtiyaç duyan Gökçesu’daki üyelerimiz açısından isabetli olduğunu, maden işçilerinin Abant’a giderek milletvekilleriyle görüşeceklerini açıkladı.
Sendikamız iki günlük yoğun bir çalışma ile Gökçesu’da direnişte bulunan işten atılmış/ücretsiz izinle cezalandırılmış üyelerimiz ve ailelerinin 9 Mart’ta Abant’ta yapılacak protesto eylemine katılmalarını sağladı. TİSK’in davetine 14 milletvekili katıldı, maden işçileri ve aileleri toplantının yapıldığı otele jandarma tarafından yaklaştırılmadı, otelin karşısında bulunan boş arsada TİSK’in girişimini saatlerce protesto ederek akşam Gökçesu’ya geri döndüler.
Üyelerimizin eşlerinin oluşturduğu 16 kişilik bir kadın grubu ise protesto gösterilerinin ardından Bolu’da aynı gün düzenlenen ve kendilerinin davet edildiği 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinliğine katıldılar ve oradan Gökçesu’ya geçtiler.
İşveren, Kayaaltı linyit ocağını Doruk Turizm Ltd.Şti taşeronluğunda 13 Mart’ta 150 işçiyle üretime geçirdi. İşe başlattıkları işçiler ağırlıklı olarak mahkemeden vazgeçenler, kandırılarak sendikadan istifa ettirilenler ve geçmiş yıllarda bu şirkette çalışan, sendika üyesi olmayan işçilerden oluşmaktaydı.
Üyelerimiz işletmeye giderek bu durumu protesto edip iş talebinde bulundular, ancak olumsuz yanıt aldılar. Bu arada 3 Nisan’da Çorak linyit ocağında üretime dönük hazırlıkların başladığı bilgisi alınması üzerine üyelerimiz aileleriyle birlikte Çorak ocağı mevkiine giderek oturma eylemi başlattılar, jandarmanın müdahalesi sonucu zor kullanılarak bölgeden uzaklaştırıldılar.
7 Nisan’da Çorak ocağı Üçpınar Madencilik taşeronluğunda ve daha sonraki günlerde ise Çamlık ocağı da Arafa Madencilik taşeronluğunda üretime geçti. Gene ücretsiz izinle cezalandırılanların iş için yapılan başvuruları bir işe yaramadı. İşe yeni giren işçilere kabul edilmeyecek şartlar dayatarak alıştırmaya başladılar. Ancak işe girenlerin bir kısmının birkaç gün çalıştıktan sonra memleketlerine geri dönmeye başladıkları görüldü.
4 Nisan sabahı Gökçesu’ya 7 kilometre uzaklıkta işletmenin bulunduğu bölgeye giden üyelerimiz, işletmeye asgari 600 metre uzakta bulunan yol kenarındaki boş bir arsadaki kamyon kasasının üstünü ambalaj naylonuyla örterek orda yatmaya başladılar.
Mücadele yeni bir sürece giriyordu ve artık direniş çadırlarda devam edecekti. Bu arada Gökçesu jandarması üretime geçen ocaklarda, vardiya değişimlerinde çalışanlara direnişçilerden saldırı olacak şeklinde işverenin asılsız ihbarları üzerine çadırın bulunduğu bölgede nöbet tutmaya başladı.
İşçiler, Gökçesu’da esnaftan aldıkları bir davulu çalarak bu yeni süreci halaylarla kutladılar. Soğukların geceleri yoğunlaştığı günlerde sendikamız 7 Nisan’da temin ettiği büyük çadırı boş arsaya yerleştirdi. Çadırın İçine somyalar, yataklar yerleştirilip birde soba kuruldu. Büyük çadırın dışında iki küçük çadır ve birde kamyon kasası barınmak için uygun hale getirildi.
Fiilen direnişte olan 58 üyemiz 7 Nisan’dan sonra sendikamızın bir görevlisi ile birlikte sürekli çadırda kalmaya başladılar. İşverenin olası provakasyonları karşısında direniş çadırında akşam 19:00 ile sabah 07:00 arası düzenli olarak nöbet uygulaması gündeme getirildi.
Dev.Maden-Sen Yayın Kurulu tarafından tasarlanmıştır,
Site içeriği kaynak gösterilmek kaydıyla kullanılabilir.