ZONGULDAK BÖLGE TOPLANTISI DEKLERASYONU

Zonguldak, Bolu ve Kastamonu'dan temsilcilerin katıldığı toplantı 12 Şubat 2006 tarihinde Zonguldakta yapıldı.

DEKLERASYON

TTK'da yıllık kömür üretimi 1,6 milyon ton civarında, çalışan sayısı ise 11.000 civarındadır. Özel ocaklarda ise yıllık kömür üretimi 3,5 milyon ton çalışan sayısı ise 3.500 civarı tahmin edilmektedir. Özel ocaklarda 15 saate yakın çalışma var. Çalışanların birçoğu sigortasız, sendikasız dolayısıyla kayıt dışıdır. Sigortalı olanlar ise ocak sahibinin akrabalarıdır.

Maden sahaları için ormanların tahribata uğratılması sorunu var.

Zonguldak'ta (yarımada bütünü) yaklaşık 1500 ocak faaliyettedir.

TTK'da taşeron firmalar vardır ve taşeron firmalarda ana firmadan daha fazla işçi çalıştırılmaktadır. TTK'da örgütlü işçi sendikası taşeron firma içerisinde örgütlenmiyor.

Rödovans sahası sahipleri birbirini öldürdüler. Rödovans sahası açmak için orman tahribatı yapılıyor.

Çocuk işçilerin çalıştırılması problemdir. Esenler'de (Gelik) küçük yaşlarda kız çocuklar çalıştırılıyor. Maden Ocaklarında kadın işçi çalıştırılması yasal olarak mümkün değildir. Bırakın kadın işçiyi çocuk işçiler (18 yaş altı) çalıştırılmaktadır.

Maden Kanunu ile taş kömürü madencilik kapsamına alındı. Bu durum özelleştirmenin önünü açtı. İş güvenliği ve iş sağlığı açısından, taşeron firmalar yönetmeliği uygulanmıyor. Önce ön hazırlığı taşeronlaştırdılar. Şimdi kömür üretiminin taşeronlaştırılması gündemdedir.

Kardemir, Erdemir gibi sanayi kuruluşlarının kömür ihtiyacı yaklaşık olarak yıllık 1,5 milyon tondur. Rödovans sahaları kapatılırsa bu tür sanayi kuruluşları için sıkıntı yaşanabilir.

Zonguldak halkı kömür madeninden kaynaklı olarak çalışma olanakları olması nedeniyle gurbetçiliği bilmezdi. Bu nedenle yerleşiklik dolayısıyla hemşerilik bağları güçlüdür.

Kamuoyu yaratmak anlamında; üretilen kömür miktarı ve çalışan sayısı netleşmelidir.

Bir görünen tarafı var Zonguldak'ın bir de o bir tarafı. O taraf mükellefiyettir. Maden Ocaklarındaki tek değişim "armut lambalar"dır. Ocakların önemli kısmı "aile tipi"dir. Ocak sahibi ve akrabalarıdır. Mostra Madencilik (yüzey madenciliği) kendi arazisinden beslenen madencilik tipi olup, ilimizde oldukça yaygındır. Buradaki arazi, çoğunlukla kamu arazisidir.

Mevsimlik gibi çalışan işçiler var. Herhangi bir kaza esnasında, kaza geçiren kişi "zaten ocak sahibiydi" denilerek atlatılıyor!?

Hema, Yapıtek, Filyon B Projesi, gibi şirketler aracılığı ile "derin madencilik" işine girenler var. "Derin madencilik" yatırım maliyetinin yüksekliği nedeniyle, ulusal yerli şirketler bu işe girmiyorlar. Dolayısıyla yabancı şirketler bu işe girebilirler. Onlar da, cezbedici koşullar arıyorlar. Bor'a, nükleere yöneliyorlar.

Özel şirketler "derin madencilik" konumunda devletin sübvanse etmesini istiyorlar. Zonguldak'ta Sanayi Ticaret Odası bu görüşü savunmaya başladı.

Yeni maden kanununda "havalandırma bacası" zorunluluğu getirildi.

Enerji ihtiyacı arttıkça, mevcut fosil kaynaklarının sınırlılığı göz önüne alındığında, fosil rezervleri kıymetli hale geliyor.

Gökçesu'da 3 ocak ve yaklaşık 1.000 kişi çalışıyor. Günlük üretim tutarı işçi başı 2 tondur.

Hukuk mücadelesi için açılan davalar var. Ama 5 yıldan önce biten dava yok.

400-500 milyonla geçinilmeyeceğini herkes biliyor. "Kömür kaçırma"nın önüne geçilince, kömür üretimi artmış gibi görünüyor. Çalışma koşulları ağırlaştı. İzinlerimizi kullanamıyoruz. (haftalık-yıllık). Mesailerimiz belirsiz. Ocağa inince mi, kazma vurunca mı? 13 günde 2 gün izin veriliyor. Maaşlar kanunen ayda bir ödenmesi gerekirken 2 ayda bir yapılıyor.

İş kazaları ört bas ediliyor. İşçi şikayetçi olmuyor. Emniyet tedbiri alınmıyor. Çalışma Bakanlığına bildirdiğimiz halde sonuç değişmiyor. Ücretler düşük, çalışma koşulları ağırlaşır. İzinlerimizi kullanamayız… Bu durumda sendika çağırılır ve örgütlenme çalışması yapılır. Alınan maaş, kağıt üzerinde farklı gösteriliyor. Çalışan ücretlerinden gelir vergisi düşüyor. Yıllık ikramiye yok.

Kastamonu-Küre Bakır İşletmeleri özelleştirilince ilk iş sendikalı çalışan işçileri emekli edildi.

Yerlerine düşük ücretle ve tecrübesiz insanlar alındı. Ya da emekli edilenler düşük ücretle tekrar işe çağrıldı.

Ehliyetsiz ve madenciliği bilmeyenler tarafından satın alınan işletme de iş kazası sonucu 19 kişi yaşamını yitirmiştir. Sağlık ve güvenlik önlemlerine daha az önem verilmektedir.

SONUÇ

Fosil yakıtlar, kaynak kapasitesi ile sınırlıdır ve kendini yenileyebilmesi mümkün değildir. Kontrolsüz, kaçak ocaklar kurulmasını önlemek gereklidir.

Kadınların ve çocukların ocaklarda çalıştırılmasının kesin önüne geçecek tedbirler hızla hayata geçirilmelidir.

"KİT'ler halkın malıdır, satılamaz" söylemi, işçiler açısından bir şey ifade etmiyor. İşçiler mülkiyet kimde olursa olsun emeğiyle geçinen insanlardır. Özelleştirmelere karşı koyabilmek için refleks geliştirmek gerekir. Bu da örgütlülükten geçmektedir

Her on yılda bir sendikalaşma çalışması oluyor. İşçilerin düşük ücretler alması ve çalışma koşullarının ağırlaşmasıyla sendikalaşmayı gündeme geliyor. Fakat bu örgütlülükler süreklilik arz etmiyor. Sonuçta mağdur olanlar oluyor, kısa süreli ücretlerde ve çalışma koşullarında iyileşme yaşanıyor. Örgütlenmeyi kalıcı hale getirecek araç ve yöntemlerin geliştirilmesi gerekiyor.

10 kişi o ocakta, 10 kişi bu ocakta, bunları örgütlemek problemlidir. Nereden başlamak gerekiyor? Ocak ocak örgütlemek yerine kaldıkları mekandan, yani köyden, yani mahalleden başlamak gerekir. Ocak'ta örgütlenmek demek 1.200 Ocak'ta tek tek komiteleşmek demektir ki bu da çok zordur.

SAYFA BAŞINA DÖN

Dev.Maden-Sen Yayın Kurulu tarafından tasarlanmıştır,
Site içeriği kaynak gösterilmek kaydıyla kullanılabilir.